Category

İki Çocuklu Hayat

Category

Ada ve Aras’ın ilk karşılaşması…

Yazmak benim için her zaman kolay ve eğlenceli bir durum iken, bazı konuları, durumları yazmak nedense çok zor… Ada ve Aras’ın ilk karşılaşmalarını yazmakta, işte o zor olanlardan biri… Aslında bu zorluğu kendime yaşatan ve vicdan azabıyla fazlasıyla kendini yoran maalesef benim.. Aman ne olur siz benim gibi kendinizi hırpalamayın.. Belki de bu yüzden direndim bu konuyu yazmak konusunda, çünkü yazacaklarım şu an ikinci bebeğini bekleyen anneleri strese sokar mı,heyecanlandırır mı bilemedim.. Ama baktım ki bu konuda pek çok mail ve yorum alıyorum ,”yazmam gerek” dedim ve başladım… Aras’a hamile olduğumu öğrendiğim anda başladı vicdan azabım, henüz bebek olan ada’ya bakıp ağlamalarım, ada’ya herhangi biri ” abla olacaksın” dediğinde,söylenilenden hiçbirşey anlamayan ada bebeğimin yüz ifadesi sebebiyle kahrolmalarım, falan filan… İki küçük bebeğe yetebilecek miyim?, yorgunluğa dayanabilecek miyim?, nasıl emzireceğim?, ne zaman uyuyacağım? diye bir kere bile düşünmedim… Hep Ada ve Ada’ya karşı duyduğum vicdan azabı ve tabii karnımda aikido denemeleri…

Mükemmel Anne-ci-lik….

Bu zamanda çocuklarımızı sağlıklı psikolojik yapıya sahip olarak büyütmeye çalışmak bazen tabiri-i caizse ‘iğne ile kuyu kazmak’ gibi geliyor bana. Bir sürü şeyden ve hatta kendi insanı duygularımızdan(öfkemizi,üzüntümüzü onlara yansıtmamak için) bile vazgeçerek, aman etkilenmesinler, aman sinirlenmeyeyim, yorulsam da belli etmeyeyim derken evet ‘anne’ olmak bu kadar zor olmamalı gerçekten. Biz mi bu kadar zorlaştıryoruz fazlaca araştırıp, irdeleyerek yoksa aslında doğruyu yaparken bu karmaşık hayat mı bizi yoran bilemiyorum. Kendi adıma söylüyorum, uzun süre çocuklarımın yanından hiç ayrılmamayı ,onları hep yanımda tutmayı ,iyi anne olmak sanıyordum ama aslında doğru olanı yani çocuklarım için doğru olanın MUTLU ,HOŞGÖRÜSÜ YÜKSEK bir anneleri olduğunu anlayalı uzun zaman oldu. Çok uzun zamandır çevremdeki annelerden de sık sık duyduğum ,’ tek sesini yükselten anne ben değilim!’ diyen vicdan azapları… Aslında ben dahil, bunu söyleyen annelerin hepsi çocuğuna sesini yükseltmiş bile sayılamayacak desibelde kalmış olsa bile yine de annelik vicdan azabı ile birleşince bizleri…

Anneler Hasta Olmasın

Merhabalar, Benim, ne zaman hastalıklar söz konusu olsa , söylediğim birşey var ki , ‘aman anneler hasta olmasın’ Aras’a 5 aylık hamileyken ve arda henüz 15 aylık bir bebekken, ağır grip geçirip, başımı bile kaldıramama durumunu ağır derecede yaşayıp, hamilelikten mütevellit ilaç kullanamamanın verdiği uzun sürünme safhasından sonra anlamıştım ; çocuklardan önce annelerin hasta OLMAMASI gerektiğini. Anne hasta olunca, SİSTEM ÇÖKÜYOR. NET! Ne çocuğun a ne kendine ne de evdeki düzene hayrı kalıyor hemcinsimin. İşte yine o dönemlerden birini yaşarken dedim ki, unutmamak için, benimle aynı şeyleri yaşayan annelere yazayım  hislerimi. Bizim evde Serter’in çocuklarla ilgili görevi belli, Oyun Oynamak 🙂 Evet aslında adamın günahını almayayım, istersem daha fazlasını yapar, yani en fazla yıkayabilir:) Çocukların yemek düzenleri ,ne yiyecekleri, uykuları, giyecekleri, ilaçları, ilaç saatleri, doktor kontorlleri vesaire bana ait, bu iş bölümü annelik dolayısıyla mı ben fazlaca görev insanıyım ondan mı bana kaldı bilemiyorum ama aslında şikayetçi de…

Otribebe ile Açık Burunlar Mutlu Bebekler

Ada ve Aras doğduklarından beri onlar için kullandığım pek çok ürünün,muadilini, farklı markalarını değiştirerek denedim.Çocuklarım için en doğru ürünleri bulabilmek adına, bebek bezinden ,kıyafete ve hatta bazı gıda türlerine kadar çok uçlarda olmamak kaydıyla değişimin, farklı seçeneklerin iyi olduğunu inanırım. Araştırmaktan zarar gelmez bu bir gerçek. Ancak bazı ürünlerin var ki,çocuklarım doğduklarından beri, “acaba bu ürünün farklı markası nasıldır?” Diye hiç düşünmedim,marka sayesinden düşünmem gerekmedi. BU nadir markalardan biri benim için; Otribebe Burun aspiratörü ve burun damlası.. Ada doğduğunda hastaneden ziyaretimize gelen hemşiremiz, bebeklerin 0-6 ay aradı ağızdan solunum yapamadıklarını bu yüzden burundan randımanlı nefes almasının bebekler için çok önemli olduğunu anlattığını ve yenidoğan 15 günlük olduktan sonra burnuna gün içinde birkaç damla okyanus suyu damlatmamın iyi olacağını, anlattığını hatırlıyorum. Tabii annelik, o dönemde bu konulara ne kadar vakıf olduğum tartışılır ama ileriki dönemlerde anladım ki “ rahat nefes almak,sağlıklı bir bebek için ilk kural” Ada, 3 yaşında zatürre…

Çocuğuma Duygusal Şiddet Uyguluyor muyum?

Çocukluğuna annesinden azar işitmeden, misafirlikte annesinin göz hareketleriyle yer değiştirmeyen , havada uçan terlikten kaçma konusunda uzmanlaşmayan bizden değildir bir kere:) Bizi büyütürken ,arka arkaya 3 çocuğu olan ve zaten otoriter bir yapıya sahip annem,kendi otoritesi yeterli gelmediğinde babamın otoritesinden yardım alır ve bizi mum gibi hizaya dizerdi açıkçası.. Ne ortalıkta sorun çıkaran,annesi çemkirebilen,misafirliğe gittiğinde ortalığı dağıtabilen çocuklar değildik biz..annemizin göz hareketiyle oturduğumuz yeri değiştirir, yine o göz hareketiyle konuşmaya izin alırdık diye abartayım biraz. Tamam bira abartmış olsam da konunun aslı; annem bizi yani 3 çocuğunu, müthiş bir disiplin ve düzen ile büyüttü.. Şimdi düşününce ve hatta yaşayınca anlıyoum ki haklıymış,diğer türlüsü olmazmış.. Ya şimdi? Ya ben? Müthiş otoriter anne-babanın,onları hiçbir konuda hayal kırıklığına uğratmamış,onların deyimiyle “yormamış” “üzmemiş” evlatları olarak son derece anti-otoriter bir anayım ben.. Başlarda otoriter-miş gibi davransam da, yok değilim olamıyorum.. Çocuklarım beni yönetiyor bile olabilir diye düşünüyorum bazen.. Kurallarım…

FİLİAL TERAPİ..

Filial terapi, 2-12 yaş aralığındaki çocuklara uygulanan, aile terapisi ve oyun terapisi yaklaşımlarının birleştiği, psiko-eğitsel bir yaklaşımdır. Duygusal, davranışsal ve gelişimsel güçlükleri olan çocuklarla kullanılabildiği gibi, normal gelişim gösteren çocuklarla da kullanılır. Bu yaklaşım 1960 yıllarında Bernard ve Louise Guerney tarafından geliştirilmiş, ve dünyanın pek çok yerinde çocukların sorunlarını azaltmada ve aile içi ilişkiyi güçlendirmede etkili bir yöntem olarak kullanılmıştır. “Filial” ismi Latin kökenli bir kelime olup “evlat” anlamına gelir, ve anne-baba ve çocuk arasındaki bağ ile ilgilidir. FİLİAL TERAPİ BENİM İÇİN ŞU ANLAMA GELİYOR, çocuklarımı daha iyi tnaımak için bilimden yardım almak.. Evet tabii ki benim çocuklarımı benden iyi kimse tanıyamaz, ne yemeyi severler, ne ile oynamaktan keyif alırlar, ne onları kızdırır vesaire vesaire… Ama ada’nın anaokulu süreci ile anladım ki tanıdığımı bidiğim ya da belki zannettiğim kızım, benim düşündüğümden çok daha fazla şey briktirmiş içinde… Belki bana kırgın , belki kardeşine kızgın veya belki benden -yeterince gösterdiğimi düşünsem…

Anaokulu Oryantasyon Süreci-Tavsiyeler

Bizim oryantasyon sürecimiz maalesef üzücü bir olayla şimdilik son buldu.. Şimdilik diyorum çünkü aras oyun terapisi gördükten ve bu travmayı atlattıktan sonra yeniden okul Anaokulu Oyantasyon Süreci ile ilgili yazı dizimizin sonuna geldik ve son yazıda öylee kilit konularda öyle güzel tavsiyelerde bulunuyor ki sevgili Pelin KILIÇ…Buradan kendisine bize zaman ayırdığı için çok teşekkür ediyorum. İşte oryantasyon döneminde anne-babalar neler yapmalı? neler yapmamalı? 1)Evde okul hakkında çok fazla konuşmamaya çalışın. Bunun birkaç sebebi vardır. Birincisi, sorduğunuz detaylı ve fazla sorular, çocuğunuza onun okula alışma süreciyle ilgili endişeleriniz olduğu mesajını iletebilir, bu da çocukta tekrar tepki oluşturabilecek bir alt yapı hazırlayabilir. Çocuğunuz bir konu hakkında ne kadar soru sorduğunuzdan o konuyu ne kadar önemsediğinizi anlayabilir ve dikkatinizi iyice çekebilmek için tepkisini bu hassas olduğunuz alanda göstermeye karar verebilir. İkinci sebep, okuldan eve gelen çocuğun bedenen ve psikolojik olarak yorgun olması ve bunun sebebinin sizin konuşmaya çalıştığınız konu olan…

Anaokulu Oryantasyon Süreci-Güven

Anaokulu Oryantasyon Süreci , yazı dizimiz devam ediyor.. İlk yazıdan benim anladığım, öncelikle aile içinde anne-baba olarak çocuğunuzun okula gitmesini isteyip istemediğinize karar vermeli ve en önemlisi kararlı olmalısınız. Sonrasında sevgili Pelin KILIÇ  diyor ki; Çocuğun okula alışma sürecinde bilinçaltının gündemindeki kavram “güven”dir. Kendisine, öğretmenlerine ve ebeveynlerine karşı duyduğu güven çocuğun bu süreçteki davranışlarını büyük ölçüde yönetir. Kendisine olan güven, hayatta kalabilmek ve doğal ihtiyaçlarını karşılayabilmek için artık anne ve babasına ihtiyacı olmadığını, kendisi de pek çok şeyi başarabildiğini düşünen, bağımsız ve bireyselliği gelişmiş çocuklar için daha rahat gelişen bir alandır. Özellikle tuvalet, yemek ve uyku gibi alanlarda ihtiyaçlarını karşılamak için ebeveynlerine ihtiyaç duyan çocuğun pek çok sosyal ortamda kendisine güvenemediği için geri çekildiğini, utandığını, strese girdiğini gözlemleriz. Dolayısıyla, okula alışma süreci öncesinde ve sırasında çocuğun özgüvenini geliştirecek (özellikle az önce belirttiğim 3 alanda) ebeveynlik tutumlarınızın olması gerçekten önemlidir. Hala sizinle uyuyorsa, yataklarınızı ayırın, veya…

Anaokulu Oryantasyon Süreci

Yeniden başa döndük… Arka arkaya iki çocuğun olursa, tam birini okula alıştırdım artık derken kabus yeniden başlar, tüm annelerin ayaklarının geri geri gittiği, Stres ve heyecan dolu günler eylül-ekim ayı ile yeniden sinemalarda… İsmi; “Oryantasyon Süreci” 🙂 Geçen sene Ada’da ne kadar zor bir oryantasyon dönemi geçirdiğimi takip edenler hatırlayacaktır.. Kaldı ki; Ada uyumlu, sınıf için aktivitelerden Aras’a nazaran daha keyif alacağını düşündüğüm çocuğumken, tam 2 ay ayrılmak ve okulda bensiz kalmak konusunda çok zorlandık, çok yorulduk… Sınıfa adaptasyon süreci daha yorucu ve bol gözyaşlı oldu ikimiz açısından da… İşte tamda bu nokta da anahtar şu oluyor; Anne ne kadar kararlı olursa oryantasyon süreci o kadar kısa oluyor!! Maalesef… Gözyaşı olmadan ( çok aşırı ağlama krizlerinden bahsetmiyorum o kadar ağlatamam üzgünüm:)) bu süreç aşılmıyor, aşılamıyor… Oryantasyon döneminde psikologların annelere tavsiyeleri; Siz ne kadar kararlı olursanız, çocuğunuzun okula alışma süreci o kadar kısalır. İlk günlerde çocuğunuzu okulda bırakıp hemen…

Çocuk olmak ve Çizgi Film Dünyası..

Çocukluğunda seyrettiği çizgi filmleri,hala fırsat buldukça büyük bir keyifle seyreden biriyim ben.. Biz çocukken,annem bizim çizgi film seyretmemizden rahatsız olmazdı ama şimdi herşeyi irdeleyen anneler olarak biz biliyoruz ki, gelişen teknolojiyle çocuklarımıza birçok farklı platformlarda içerikler sunulurken, biz anneler olarak onlara olumlu değerleri aktaran ve aile içinde ortak paylaşıma teşvik edecek çizgi filmleri incelikle seçmeliyiz. Ada ilk çizgi fimini 2 yaşında seyretti,ondan önce hasbel kader yanında televizyon açık ise bile bakmadı,cidden, ilgisini çekmedi nedense.. Ada iki yaşındayken, evde 6 aylık Aras’ın varlığının büyük rol oynaması üzerine daha sıklıkla izlenmeye başladı. Aras ise ablasından mütevellit daha erken tanıştı televizyon ve çizgi film diyarı ile.. 1-1.5 yaşındayken ilgisini çekti çizgi filmler… Seyretmelerine engel oldum mu? Hayır! Belki olsaydım tutkun olacaklardı, Sadece belli saatler belirledimve o zaman diliminde izlemelerine izin verdim. Zamanla çocuklara hangileri faydalı,alt metninde iyi mesajlar içeriyor mu düşünceleriyle incelememe takıldı. Örneğin; Disney çizgi filmlerinden; Prenses Sofia, hem naif, hem yaratıcı…