iikicocukluhayat

 

Çocukluğuna annesinden azar işitmeden, misafirlikte annesinin göz hareketleriyle yer değiştirmeyen , havada uçan terlikten kaçma konusunda uzmanlaşmayan bizden değildir bir kere:)

 

Bizi büyütürken ,arka arkaya 3 çocuğu olan ve zaten otoriter bir yapıya sahip annem,kendi otoritesi yeterli gelmediğinde babamın otoritesinden yardım alır ve bizi mum gibi hizaya dizerdi açıkçası..

 

Ne ortalıkta sorun çıkaran,annesi çemkirebilen,misafirliğe gittiğinde ortalığı dağıtabilen çocuklar değildik biz..annemizin göz hareketiyle oturduğumuz yeri değiştirir, yine o göz hareketiyle konuşmaya izin alırdık diye abartayım biraz. Tamam bira abartmış olsam da konunun aslı; annem bizi yani 3 çocuğunu, müthiş bir disiplin ve düzen ile büyüttü..

 

Şimdi düşününce ve hatta yaşayınca anlıyoum ki haklıymış,diğer türlüsü olmazmış..
Ya şimdi?
Ya ben?

 

Müthiş otoriter anne-babanın,onları hiçbir konuda hayal kırıklığına uğratmamış,onların deyimiyle “yormamış” “üzmemiş” evlatları olarak son derece anti-otoriter bir anayım ben..

 

Başlarda otoriter-miş gibi davransam da, yok değilim olamıyorum..
Çocuklarım beni yönetiyor bile olabilir diye düşünüyorum bazen..
Kurallarım var, bilmem ne yenmeyecek, asla şu tip bir oyuncak alınmayacak gibi..

Bunlar tamamda, çocuklara çoğu konuda sözümü geçiremediğimi düşündüğüm gibi birde acaba “duygusal şiddet” uyguluyor muyum? Diye kendimle uğraşmaktayım bu aralar..
Mesela siz çocuklarınıza;
Haydi yine geç kaldin! –yetersiz hissettirme
İlaçlarını içmediğin için hastasın! –suçluluk hissettirme, itaat et alt metni
Sen ablasın, kardeşine iyi davran- bunu ben yapmıyorum vallahi:)
Bak soğukta paltonun önünü örtmedin hasta oldun- suçluluk hissi
Akşam erken uyumadığın için sabah uyanamadın,yine geç kaldık- en bçilem..
Diyor musunuz??

Bu konuyu psikolog bir arkadaşıma mail yazdım.. bakalım cevabına göre karar vereceğim, çocuklara “duygusal şiddet” uygulayıp uygulamadığıma..
İnşallah benimki gereksiz bir kuruntudur da çocuklarıma istemeden de olsa zarar vermiyorumdur.

Kendimi haklı çıkarmak için söylemiyorum bunu ama o kadar yorgun ve tahammülsüzüm ki bu aralar, en önemli şeyin “farkındalık” olduğunu bilmeme rağmen dilin kemiği yok işte..

Author

Write A Comment