Anasayfa / Danışmanlar / Anaokulu Oryantasyon Süreci

Anaokulu Oryantasyon Süreci

Yeniden başa döndük…

İki Çouklu Hayat
İki Çouklu Hayat

 

 

Arka arkaya iki çocuğun olursa, tam birini okula alıştırdım artık derken kabus yeniden başlar, tüm annelerin ayaklarının geri geri gittiği, Stres ve heyecan dolu günler eylül-ekim ayı ile yeniden sinemalarda… İsmi; “Oryantasyon Süreci” :)

Geçen sene Ada’da ne kadar zor bir oryantasyon dönemi geçirdiğimi takip edenler hatırlayacaktır.. Kaldı ki; Ada uyumlu, sınıf için aktivitelerden Aras’a nazaran daha keyif alacağını düşündüğüm çocuğumken, tam 2 ay ayrılmak ve okulda bensiz kalmak konusunda çok zorlandık, çok yorulduk… Sınıfa adaptasyon süreci daha yorucu ve bol gözyaşlı oldu ikimiz açısından da…
İşte tamda bu nokta da anahtar şu oluyor; Anne ne kadar kararlı olursa oryantasyon süreci o kadar kısa oluyor!! Maalesef… Gözyaşı olmadan ( çok aşırı ağlama krizlerinden bahsetmiyorum o kadar ağlatamam üzgünüm:)) bu süreç aşılmıyor, aşılamıyor…
Oryantasyon döneminde psikologların annelere tavsiyeleri;

Siz ne kadar kararlı olursanız, çocuğunuzun okula alışma süreci o kadar kısalır.
İlk günlerde çocuğunuzu okulda bırakıp hemen çıkmayın, mutlaka sizi görmek istediğinde ulaşabileceği bir alanda olmaya çalışın.

Siz ne kadar mutlu ve rahat görünürseniz, çocuğunuz ortama o kadsr kolay alışır.

İlk günlerde çocuğunuzu okula tüm gün tutmaya çalışmayın..

Gün sonunda, “okulu sevdin mi? demek yerine , “bugün en çok ne yapmaktan keyif aldın?” Şeklinde sorun..

Çocuğunuzla konuşurken “ ben” dilini kullanın. (Bu ayrı bir yazı konusu)

Benim geçen seneki tavsiyelerden hatırladıklarım ve not aldıklarım bu kadarken, Sevgili Pelin KILIÇ (psikolog-oyun terapisti) -geçen sene ada’ya oyun terapisi uygulayarak bize çok yardımcı olan sevgili psikoloğumuz- yetişti imdadıma ve bu süreci sahibi oldupu LİLA ÇOCUK VE AİLE MERKEZİ ‘nde uzun uzun konuştuk..

Fakat konu çocuk psikolojisi olunnca yazı oldukça uzadı bende ‘oryantason süreci’ yazımı yazı dizisi haline getirmeye karar verdim.. ilk yazı ,sizin karar aşamamnız ile başlıyor.

Öncelikle okula başlama kararınınzdan siz emin olmalısınız. Aklınızda “başlamalı mı, başlamamalı mı” gibi sorular varsa, bu soruların yanıtlarını almak için çocuğunuzla birlikte bir uzmanla görüşmenizde fayda olacaktır. Kararınızı başlama yönünde verdikten sonra en önemli konu, aklınızdaki soru ve endişeleri çocuğunuza yansıtmamayı başarmaktır. Okul gibi yeni bir sosyal ortama girerken çocuklar korku duymaya ve endişelenmeye doğal olarak meyillidirler. Girdiği yeni ortam ile ilgili henüz kendi tutumuna ve yaklaşımına karar vermemiş olan çocuk, ebeveynlerinin duygularını yakından takip ederek ipuçları yakalamaya çalışır. Hatta böyle dönemlerde ebeveynlerinin duygularına karşı ekstra hassas bir gözlem içerisinde olur. Annesinin veya babasının okul ile ilgili kararsızlık, endişe veya güvensizlik yaşadığını hisseden çocuk, hem bu duyguları hissetmeye meyilli olduğu için, hem de “kendisinden beklenen davranışın” zaten okula tepki vermek olduğunu düşündüğü için, endişeli, korku dolu davranabilir. Çocukların kendilerinden beklendiğini düşündükleri davranışları gerçekleştirmeye meyilli olmaları ayrıca başlı başına bir makale konusudur.
Çocuğun okula alışma sürecinde bilinçaltının gündemindeki kavram “güven”dir. Kendisine, öğretmenlerine ve ebeveynlerine karşı duyduğu güven çocuğun bu süreçteki davranışlarını büyük ölçüde yönetir. Kendisine olan güven, hayatta kalabilmek ve doğal ihtiyaçlarını karşılayabilmek için artık anne ve babasına ihtiyacı olmadığını, kendisi de pek çok şeyi başarabildiğini düşünen, bağımsız ve bireyselliği gelişmiş çocuklar için daha rahat gelişen bir alandır. Özellikle tuvalet, yemek ve uyku gibi alanlarda ihtiyaçlarını karşılamak için ebeveynlerine ihtiyaç duyan çocuğun pek çok sosyal ortamda kendisine güvenemediği için geri çekildiğini, utandığını, strese girdiğini gözlemleriz. Dolayısıyla, okula alışma süreci öncesinde ve sırasında çocuğun özgüvenini geliştirecek (özellikle az önce belirttiğim 3 alanda) ebeveynlik tutumlarınızın olması gerçekten önemlidir. Hala sizinle uyuyorsa, yataklarınızı ayırın, veya hala yemeğini bitirmek için sizden destek alıyorsa artık kendisinin yiyebileceğine olan inancınızı ona aşılayın. Yalnız şunun altını çizmekte fayda var, çocuğun bağımsızlığını geliştirmek demek onu yalnız bırakmak, ona olan desteğinizi geri çekmek değildir. Bu davranışlar, bugüne kadar yoğun ilgi ve destek görmüş çocuğu “terk edilmiş” hissettirebilir ve daha çok tepkiye sebep olabilir. Burada önemli olan, sevgi dolu ve inançlı bir dille çocuğunuza duyduğunuz güveni ve inancı ona hissettirmeniz, küçük de olsa attığı adımlara ve başarılarına karşı coşkulu ve heyecanlı davranmanızdır.

 

not:Yarın yazının devamı geliyor..Kaçırmayın..

Check Also

IMG_7700

Easy Fish Oil ile Balık Yağını Sevdik

Yazılarımda hep belirttiğim ve hatta şakasını yaptığım bir konu var ki; bizim çocuklarımız hamilelikte aldığımız …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir