Anasayfa / Çocuklu Hayat / Çocuğumu Cinsel İstismardan Nasıl Korurum?

Çocuğumu Cinsel İstismardan Nasıl Korurum?

 

 

Bu konu çok uzun zamandır, hepiniz gibi benimde kafamı fena halde karıştırıyor, ne yapmalıyım, nasıl önlem almalıyım derken bir baktım ki paranoyak olmak üzereyim, belki de oldum bilmiyorum.

 

Haber okumuyorum, sosyal medyada bu tip haberlerin linklerinin paylaşıldığı mecralara tövbe ediyoeum, yolda yüyürken isanların çocuklarıma bakışlarını süzüyorum derken sanırım deliriyorum.

 

Lila Aile ve Çocuk Kliniğinde , Aras’ında terapisti olan sevgili Pelin Kılıç ‘tan yardım istedim. Sağolsun öyle güzel yazmış ki , noktasına virgülüne dokunmadan sizinle paylaşmak istedim.

 

not; görsel paylaşmadım çünkü cidden içim kaldırmıyor.

 

Çocuğumu Cinsel İstismardan Nasıl Korurum?

 

  1. Çocuğunuzun hayatında varolun:Çocuğunuz ile her hafta içten sohbet edebildiğiniz ve oynayabildiğiniz özel zamanlar geçirin. Bu özel zamanlar sadece çocuğunuza konsantre olduğunuz ve onunla ilgilenmek için ayırdığınız zamanlardır. Sohbet ederken ya da oyun oynarken çocuğunuzun göz seviyesinde olmalı ve telefon, tablet gibi elektronik cihazları aranıza sokmamalısınız. Bu sayede çocuğunuz bu anlarda onun dünyası ile ilgili gerçekten ilgilendiğinizi anlar ve dünyasını sizinle rahatlıkla paylaşabileceğini hisseder. Özel paylaşım zamanlarınız sırasında o gün neler oynadığından, nelere güldüğünden, neler keşfettiğinden ve rahatsız olduğu bir şey olup olmadığından bahsedebilirsiniz. Bunları direkt sorular sorarak değil, karşılıklı paylaşım şeklinde yapmaya özen gösterin. Eğer siz stresli bir tonda ya da belli bir cevabın peşinde olduğunuzu belli edecek şekilde konuşursanız çocuğunuz yanlış bir cevap vermekten çekinip susabilir.

2) İstismar evde başlar!

Doğru sınırları evde uygulamadan çocuğunuza öğretemezsiniz: Çocuklar sevgi dolu bir dille sunulan, tutarlı sınırların olduğu ortamlarda güvenle büyürler. Öncelikle kendi evinizde “özel alanlar” ile ilgili sınırlara ne kadar saygı duyduğunuzu gözden geçirin. Eğer çocuğunuz artık kendi kendine giyiniyor ise odasına girerken kapıyı tıklamak ve usulca “girebilir miyim?” demek çocuğunuzun özel alanına saygı duyduğunuzu gösterir ve ona da aynı davranışı öğretir. Çocuğun izni olmamasına rağmen ona gizlice yanaşıp öpmek, ısırmak, dudağından öpmek, özel bölgelerine dokunmak, kucağınızda oturması için zorlamak, başkalarının yanında soymak ve üzerini değiştirmek, ve ani fiziksel şakalar yapmak sınırları aşan davranışlardır. Bunların dışında, eve gelen hediyelerin, güzel yemeklerin ve benzeri “ödüllerin” öpücük karşılığı verildiğine sıklıkla şahit oluyorum. Çocuk öpmek istemediği kimseyi öpmek zorunda değildir, sarılmak istemediği kimseye sarılmak zorunda değildir, karşılığında ne ödül olursa olsun! Çocuğa istemediği bir şeyi zorla yaptırmak için ödül sunduğunuz her an, benzer ödüllerle çocuğunuza yaklaşan istismarcının çocuğunuza “tanıdık ve güvenli” görünmesine yol açtığınızın farkında olun. Ailesi olarak siz bunları yaparsanız, çocuğunuz bunların “normal” olduğunu düşünerek büyür ve bir başkası da yaptığı zaman bunun yanlış olduğunu ayırt edemez. Hatta çocuğunuz sevgiyi bu şekilde görmeye alışacağı için bu davranışları göreceği kişilere yanaşmaya başlaması muhtemeldir.

3) Çocuğunuzun kendisini ifade etmesine izin verin:

İnsanlar seslerinin duyulmayacağını anladıkları yerlerde konuşmaktan vazgeçer hale gelirler. Çocuğunuzu bu hale getirmediğinizden emin olun. Fikirlerini ve duygularını paylaşmasına izin verilen ve sesi duyulan çocuklar kendilerini ifade edebileceklerini öğrenir ve bunu yapabilecek cesareti kazanırlar. Gün içinde size bir şey ifade ederken durup onu dinliyor musunuz, lafını bitirmesine izin veriyor musunuz, sizden bir şey rica ettiği zaman onu duymamazlıktan geliyor musunuz, onu dinlerken göz seviyesine iniyor musunuz, duygularını bastırmaya mı yoksa anlamaya mı çalışıyorsunuz… farkında olun. Örneğin siz telefonda konuşurken yanınıza gelen ve size bir şeyler anlatmaya çalışan çocuğunuza sırtınızı dönüp telefon konuşmasına devam etmek yerine, telefondaki arkadaşınızdan 2 dakika beklemesini rica edip dizlerinizin üzerine inmek ve çocuğunuza gülümseyerek “5 dakika sonra telefonu kapatacağım ve yanına geleceğim” demek, çocuğunuza sesinin duyulduğunu ifade etmenin bir yoludur.

4) “Hayır” yanıtını ciddiye alın:

“Hayır, istemiyorum, yapma” diyen çocuğunuza bunları söylemesine rağmen ikna etmeye ya da aynı davranışınızı sürdürmeye devam ediyorsanız bunun farkında olun. Bütün oyunlar, davranışlar ve şakalar, çocuk “hayır, istemiyorum, yapma” dediği an durmalıdır! Benzer şekilde, “ben bunu sevmiyorum” diyen çocuğunuza “hayır seviyorsun” demek ya da “doydum” diyen çocuğunuza “hayır doymuş olamazsın” “doymadın, yalan söyleme” demek, çocuğunuza sözlerinin bir anlamı ve değeri olmadığını gösterir. Bu mesajı alarak büyüyen çocuklar hoşlarına gitmeyen durumlarda “hayır, istemiyorum, yapma” demeyi öğrenemezler.

5) Duygularını ve düşüncelerini paylaşmasını destekleyin:

Paylaştığı zamanlarda çocuğunuza “hmm.. sen böyle düşünüyorsun. Bu seni böyle hissettiriyor, anlıyorum. Sen bundan pek hoşlanmıyorsun” gibi yansıtma cümleleri ile yanıt vermeye çalışın. Bu sayede onu gerçekten anladığınızı, olduğu kişi olarak kabul ettiğinizi ve yargılamadığınızı anlar. “Ağlayacak ne var, bebek gibi korkma, üzülecek bir şey yok, abartma bu kadar, yanlış düşünüyorsun” gibi çocuklara karşı sıklıkla kullanılan ifadeler çocuğa duygusunun ve düşüncesinin yanlış olduğu ve bu şekilde ebeveyn tarafından kabul görmediği mesajını verir. Unutmayın, İstismarcıların en yaygın davranışlarından birisi kendini “güvende ve kabul edilmiş” hissetmeyen kişilere yaklaşmak ve onlara güvenli, kabul edici, sözde sevgi dolu görünen bir ortam sunmaktır. Çocuğunuzun anlayış görme ihtiyacını ebeveynleri olarak sizler karşılamazsanız, bir başkasına bu boşluktan faydalanma şansı verirsiniz. Üstelik çocuğunuz sizin tarafınızdan anlayış görmediğini bilerek büyürse, rahatsız olduğu olaylar yaşadığı zaman da onu anlamayacağınızı, aşağılayacağınızı, ya da söylediklerini kabul etmeyeceğinizi düşünerek sizden gizlemeyi tercih edebilir.

6) Çocuğunuzun kendi dünyasına ait kararlar verme ve seçim yapma şansı olduğundan emin olun.

Çocuğunuza “bu senin kararın, hangisini seçersin?” demekten çekiniyorsanız ve itaatkar tutumlar göstermesini beklediğiniz ifadelerde bulunmadan sınır koymayı başaramıyorsanız beklentilerinizi gözden geçirin. Örneğin “aferin sözümü dinledin”, “dediğimi yapmazsan üzülürüm”, “babanı kızdıracak şeyler yapma” gibi cümleler itaat bekleyen cümlelerdir. İtaatkar çocuk yetiştirmek kolay ve yorucu olmayan bir yoldur, ama çocuğunuza öğrettiğiniz bu itaatkarlığı ve “kendi kararını verememe” davranışını başka yetişkinlere karşı da göstermesinin muhtemel olduğunu bilin.

İtaatkar tutumlar göstermesini beklemeden sınır koymanın yollarını bilmiyorsanız “pozitif disiplin” teknikleri öğreneceğiniz eğitimlerimize katılabilirsiniz.

7) Çocuğunuzu söyledikleri ya da yaptıkları için ayıplamayın ya da utandırmayın:

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, sadece duygularını ya da düşüncelerini ifade ettiği zamanlarda değil, hiçbir zaman çocuğunuzu utandırmamalısınız. “Bu komik davranışı bırak artık” “saçma sapan şeyler yapıyorsun” “bak arkadaşların böyle mi yapıyor? “ ”bu yaptığın çok ayıp, bak teyze rahatsız oluyor” gibi cümleler çocuğunuzu aşağılayan, utandıran cümlelerdir. Çocuğunuz ne kadar yanlış davranırsa davransın, ne hata yaparsa yapsın onu kesinlikle yargılamayacağınızı, ayıplamayacağınızı, utandırmayacağınızı bilmeli. Aksi takdirde kendisine yaklaşan bir istismarcının rahatsız edici davranışlarını size söyleyebilmek onda büyük bir stres yaratır çünkü bu durumun kendisi zaten utanç verici bir durumdur.

-> Cinsel istismara uğrayan çocuklar ile yapılan terapi seanslarında ortaya çıkan şudur ki, cinsel istismar durumlarının birçoğunda çocuk bunu ebeveynlerine söylemesi gerektiğini hissetmiş, ama bu durumdan dolayı çok suçlu ve utanmış hissettiği için söyleyememiştir. Bunu yaşayan çocukların büyük bir kısmı ailelerinin daha önce kendilerini utandırdığı ve ayıpladığı için böyle hissettiklerini ve tekrar aynı durumla karşılaşmaktan korktuklarını ifade etmişlerdir.

8) Yetişkinleri tanrılaştırmayın:

Geçenlerde bir kitapçıda dergi reyonuna bakarken tam önümde bir çocuk kendi boyundaki çocuk kitaplarına bakıyordu. Bir süre dergileri uzaktan inceledikten sonra çocuğun kenarına geçerek uzandım ve alacağım dergiyi aldım. Dergiyi alabilmem için çocuğun oradan çekilmesi ve bana yol vermesi gerekli değildi, olsaydı da çocuğun işinin bitmesini ve sıramın gelmesini beklerdim. Ben böyle bir beklenti içinde olduğumu ifade edecek hiçbir davranış göstermememe ve dergilere sadece uzaktan göz gezdiriyor olmama rağmen çocuğun annesi çocuğa şöyle bir şey söyledi: “çekilsene oradan, bak ablayı rahatsız ediyorsun, alamıyor dergisini”. Bir başka sefer ise şöyle bir olay ile karşılaştım: Kafede yer arayan bir yetişkin gören bir ebeveyn, çocuğunu oturduğu sandalyeden kaldırdı ve o sandalyeyi yer arayan yetişkine verdi. Bu noktadan sonra çocuk ayakta durmaya başladı. Bu davranışların altında yatan sebebin yetişkinlerin içindeki ayıplanmaktan çok korkarak büyüyen o çocuk olduğunu düşünürüm.

Farkına varmadan çocuklara yetişkinlerin onlardan daha önemli olduğuna dair mesajlar verip duruyoruz. Yolda yürürken, misafirlikte, kitapçıda, kafede… Bir düşünün, çocuğunuza şimdiye kadar kaç kere “o senden büyük, onunla böyle konuşamazsın” dediniz? Peki ya çocuğunuz bu sorunun üzerine size “o da benimle böyle konuşamaz, ben de çocuğum!” dedi mi? Eğer dediyse bu harika yanıttan bir ders almalı ve çocuğunuz kendi haklarının farkında olduğu için sevinmelisiniz. Çocuklarımıza yetişkinlerin istek ve ihtiyaçlarının onlarınkinden daha önemli olduğunu ifade ettiğimiz sürece çocukBikini bölgelerinin özel bölgeler olduğunun farkında olun ve bunu çocuklarınızla konuşun:lar kendi ihtiyaçlarının önemsiz ve değersiz olduğunu, yetişkinlerin “üzülmemesi” gereken kişiler olduğunu, yanlış davranışlar yaparlarsa başka yetişkinler tarafından ayıplanacaklarını düşünerek büyürler. Bu düşünceyle büyüyen ve yetişkinlere itaat etmeyi öğrenmiş bir çocuğun, kendisini rahatsız eden bir yetişkinin bunu yapmaya “hakkı olduğunu” düşünmesi kaçınılmazdır.

9) Çocuklarınıza bikini bölgelerini ve mahremiyetini öğretin.

Yaklaşık 4 yaşından itibaren çocuğunuzu yıkarken özel bölgelerine dokunmamak ve bu bölgelerini kendisinin yıkayabileceğini söylemek önemlidir. Aynı şekilde tuvaletini yaptıktan sonra kendi kendisini temizlemesi için onu cesaretlendirebilirsiniz. Bunların özel bölgeler olduğunu, başka insanların özel bölgelerine dokunamayacağımızı ona basit bir dille anlatabilirsiniz. Çocuğunuza özel bölgeleri ve fiziksel sınırları anlatan hikaye kitapları alabilirsiniz (örneğin “Bedenim Bana Ait”)

10) Çocuğunuzu evde kiminle yalnız bıraktığınıza dikkat edin:

Pek çok ebeveynin evinde kamera bulundurmadan çocuklarını başkalarıyla yalnız bıraktıklarını duyuyorum. Çocuklarınızı bakıcıyla, yardımcılarla, öğretmenlerle ya da başka yetişkinler ile evde yalnız bıraktığınız zamanlarda mutlaka kameraları açık tutmalısınız. Çoğunlukla istismar en yakınımızda olan ve güvendiğimiz kişilerden gelir. İstismar etme yöneliminde olan kişilerin kendilerine “güvenilir” ve “yakın” bir imaj çizmekte usta olduklarını unutmayın.

11) İyi sırlar ve kötü sırlardan bahsedin:

Birisine sürpriz yapmak için tuttuğumuz sırlar iyi sırlara örnektir. Birisinin bize zarar verip “bunu annene ve babana söyleme, bu senin ve benim aramda bir sır” demesi kötü sırlara örnektir. Bu sırları tutmak zorunda olmadığını, çocuğunuzun size her zaman bunları anlatabileceğini söyleyin. Bununla ilgili okuyabileceğiniz hikaye kitapları alabilirsiniz. (örneğin Sır Versem Saklar Mısın?)

12) Çocuğunuzun sosyal medya aktivitelerini takip etmek sizin görevinizdir:

 

Çocukların ulaşabildikleri, fakat kendilerine uygun olmayan pek çok oyun ve websitesi var. Özellikle son zamanlarda sosyal medyada çok popüler olan “Avataria” gibi birbirini hiç tanımayan insanların sohbet edebildikleri oyunların oynanmasına kesinlikle izin vermemelisiniz. Ancak çocuğunuzu uygunsuz bir oyun oynarken ya da bir sitede gezinirken gördüğünüz zaman bunun ona uygun olmadığını uygun ve çok basit bir dille ifade etmeli ve bir daha girmemesi için gerekli önlemi siz almalısınız. Çocuğunuzun sosyal medyada uygun olmayan bir aktivite yapıyor olması onun suçu değildir! Çocuğunuza bu gibi oyunları oynamaktan keyif aldığı için kızar, onu suçlar ve utandırırsanız kendi dünyasını sizinle paylaşmaya çekineceği gibi, sizinle ilişkisinde “güvenli” hissetmeyeceği için kendisini iyi hissettiren insanlara yönelme ihtimali artacaktır.

Bu davranışları sadece kendi çocuğunuza karşı değil, tüm çocuklara karşı gösterin: Yukarıda okuduğunuz tüm maddeleri hayatınızda uygulamaya başladığınız zaman, bu bilince ve farkındalığa ulaşmış çok küçük bir yüzdenin içinde olduğunuzu fark edeceksiniz. Çevrenizde ne kadar çok insanın çocuklarını pek çok açıdan istismara açık bir halde büyüttüğüne karşı farkındalığınız artacak. Çocukların sadece sevgiye değil, saygıya da ihtiyacı olduğu bilincini yaygınlaştırmak hepimizin elinde. Unutmayın, bugün istismar edilen çocuklar, yarın istismar eden yetişkinler olurlar.

Check Also

IMG_7700

Easy Fish Oil ile Balık Yağını Sevdik

Yazılarımda hep belirttiğim ve hatta şakasını yaptığım bir konu var ki; bizim çocuklarımız hamilelikte aldığımız …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir