Aras’ın, geçen eylülde anaokulu oryantasyon döneminde yaşadığı talihsiz olay ve ameliyat sonrası, yaşadığı travma ve okula gitmek istememesi durumunu pek çoğunuz biliyorsunuzdur.

Bu dönemde, travma terapisinin de etkisiyle, gelecek eylül için Aras için okul araştırması içindeydim, istediğim butik yada en azından fazla kuralcı olmayan, her gün bahçeye – yağmur, çamur demeden- çıkaran, baskıcı yapıya sahip olmayan bir okul bulmaktı.

 Geçen haftalarda Akasya AVM’de Ada ve Aras’ın çok eğlendiği ve hatta çıkmak istemediği Atölye çalışması yapan kurumsal temsilcilerinden Birgül Hanım ve Güneş Hanım’ın çocuklarla olan iletişimi ve ilgisi o kadar hoşuma gitti ki, “Elit Okulları”nın tanıtım günlerinin 7 Mayıs’ta olacağını duyunca , “gidip, görmekte fayda var.” dedim eşime ve geçtiğimiz cumartesi, Elit Okulları’na doğru çıktık yola...

IMG_2197

Ben, atölye çalışması sıradan gelmediği ve Aras çok eğlendiği için farklı bir okula gittiğimi düşünüyordum ancak bu kadar farklı, yenilikçi ve samimi söylüyorum Türkiye’de çığır açacak bir eğitim sisteminin yerleştirildiği, ilmek ilmek işlendiği bir okula pardon, “Ev”e gittiğimizin inanın hiç farkında değildim...

Güneşli bir günde çocuklar bahçede eğlenirken ben, “ Atölye Anaokulu” çalışmasını dinlemek için okulun kurucusu Dr. Uğur Aydın’ı dinlemeye başladım diğer tüm okulu merak edip, gelen velilerle birlikte...

Dr. Uğur Aydın, tam bir idealist. Müthiş bir emek ve aşkla,inanılmaz güzel bir sistemi Türkiye’ye entegre etmiş, gerek mimarisi gerek sistemi ile öyle bir sanat eseri ortaya çıkarıyor ki, dinlerken cidden hayran kaldım ve eve gelir gelmez, “Reggio Emilia” eğitim yaklaşımını araştırmaya başladım, bütün gece bu sistemi okudum ama önce size Dr. Uğur Aydın’dan dinlediklerimi anlatayım sonra araştırdıklarımı yazacağım

Dr. Uğur Aydın, Türkiye’de daha önce denenmiş ancak hiçbiri tam olarak başarıya ulaşılamamış bir sistemi, en ince ayrıntısını düşünerek, inşaa ediyorYaklaşımın adı: Reggio Emilia.

• “Reggio Emilia” dünyada ilk kez İtalya’da 2. Dünya Savaşı sonrasındaçıkmış, baskıcı sisteme karşı geliştirilmiş “Özgürlükçü ve Demokratik “ bir program.
• İtalya’da bu sistem, Montesorri sisteminealternatif geliştirilmiş, ancak ondan kat ve kat daha yenilikçi bir program.
• “Reggio Emilia”, “Erken Çocukluk Yaklaşımı” olarak dünyada en çok bilinen programı ve okulda bu felsefe benimsenmiş.
• Elit Okulları, “Reggio Emilia” sistemini Türkiye’de ilk defa “tam anlamıyla” devreye sokacak olan ilk okul ve 2016-2017 eğitim-öğretim yılında 3-4-5 yaş grubu için toplamda 6 sınıf açılacak.
• Okulun, mimari yapısı tamamen bu programa göre tasarlanmış, hatta Dr. Uğur Aydın, bu iş için İtalya’nın en önemli mimarlarından olan bir arkadaşı ile çalışmış, tüm sınıflar

tek bir meydana açılıyor ve bu meydandaki figürler, İtalya ve Türkiye’nin en önemli mimari eserlerinden esinlenerek tasarlanmış.

• Dr. Uğur Aydın diyor ki, “Biz çocuklarımız için okul tasarlamadık burası onların evi.”
• Sınıfların içinde özel lavabolar ve anfi tiyatroları var.
• Aslında ben sınıf diye bahsediyorum ama “sınıf” kavramı yok bu programda, çocuklar kontrollü şekilde diğer galeri sınıflarageçebiliyorlar.
• Bu programda, sanat atölyeleri, Güzel Sanatlar düzeyinde!
• 3 yaş için 12 saat, 4 yaş için 14 saat, 5 yaş için 15 saat İngilizce eğitim var. Ancak öncelikli olarak çocukların kendi dillerine hakim olmaları ve kendilerini ifade edebilmeleri önemseniyor.
• Okulda, oyuncak yok! Çocuklar kendi oyuncaklarını kendileri yapacaklar. Sanat öğretmenlerinin yardımıyla, isterlerse barbie isterlerse araba ama kendileri ne istiyorlarsa hiçbir yönlendirme olmadan kendileri oyuncaklarını tasarlayacaklar.
• Öğretmen kavramı da çok farklı, öğretmen asla baskılayan asla otorite olarak görülmüyor bu programda. Burada öğretmen sadece yapıcı şekilde yardımcı oluyor.

Benim Dr. Uğur Aydın’a sorum şu oldu, “Reggio Emilia programı ile sizin okulunuzda başlayan bir çocuk, devamında aynı sistemle, sizin okulunuzda ilkokula devam ederse sorun yok ancak diyelim ki okul değiştirmesi gerekti, o durumda böyle farklı bir programdan çıkan bir çocuk, Türkiye’de başka bir sisteme dahil olabilecek mi?”

Ve Dr. Uğur Aydın’ın cevabı şu oldu; “Biz, çocuklarımızı burada bir programa dahil etmekten çok onların kendilerini geliştirmelerini, kendi özelliklerini, zevklerini keşfetmelerini izliyoruz, bu program tamamen merakla gelişiyor ve buradan çıktıktan sonra çocuğunuz istediği okula giderse gitsin kendini geliştirdiği için her yerde mutlu olacaktır.”

Bu cevapla kafamdaki soru işaretleri son bulmuşken, aslında buradan bir kez daha Dr. Uğur Aydın’ı böyle büyük bir projeye gönül verdiği için yürekten tebrik ediyor ve bu programın tüm Türkiye’ye yayılmasını yürekten diliyorum

Son olarak, okulun Sanat yönetmeni Pelin hanımın söylediği söz beni inanılmaz etkiledi, onunla yazımı bitirmek istiyorum;

“Bizim Elit Okulları olarak çocuklarımıza bakışımız; Çocuk, geleceğe yetiştirilen birey değildir, onlar zaten DEMOKRATİK VATANDAŞLARIMIZ!”

IMG_2199

Author

Write A Comment