Tag

Ada

Browsing

Nesquik Tam Tahıllı Kahvaltılık Gevrek Tarifimiz

Bizim evde, mutfak en çok ziyaret edilen oda sanırım, Çocuklar, sıklıkla, onların izinli bölgelerinde olan, kuruyemiş, kahvaltılık gevrek, kuru meyve , gibi öğün aralarında ve öğünlerde tükettikleri besinleri karıştırıp, çoğu zaman benim müdahaleme gerek kalmadan, ortalığı dağıtsalarda, kendi canlarının istediği yiyecekleri seçebiliyorlar. Benim için önemli olan, gün içinde tükettikleri besinlerden, büyümelerine faydalı olacak vitaminleri alabilmeleri, ki bu sene hayatımıza giren “okul” olgusu ile sabah kahvaltılarımız önceleri biraz sekteye uğramıştı. Her ne kadar okulda kahvaltı öğünü olsa da, Ada’nın okuldaki kahvaltıda hiç birşey yemediğini kendisinden bir kaç kere duyduktan sonra, kahvaltının an öğün olduğunu bilen biri olarak, sabahları , genelde Aras’ın akşam yemeği ve meyve sonrası tüketmeyi çok sevdiği ve sizinde sık sık sosyal medya hesaplarımda gördüğünüz gibi, Nestle Nesquik Tam Tahıllı Gevrek ‘ten her sabah bir porsiyon tüketmeden evden çıkmıyoruz. Böylece benim içimde rahat ediyor çünkü kahvaltı ,okulda öğle saatlerine kadar koşturan , ders dinleyen bir çocuk için özellikle ,olmazsa…

Anaokulu Maceramız…

Pek çoğunuzun bildiği gibi Ada henüz 1.5 yaşındayken ‘abla’ olmuş bir bebekti. Başlarda ‘abla’ olmak ne demek çok anlammışken ya da ben böyle hissederken,Aras’ın kendini sosyal ortamlarda hissettirmesi ,şirinliklerle ilgiyi dağıtması ve en önemlisi ada’nın annesini yani beni, aras ile paylaşıyor olması ada’yı bir hayli farklılaştırdı. Ada fazlasıyla içine kapalı,çekingen,öfkesi, üzüntüsünü yansıtamayan bir çocuk. Tabii muhtemelen mizaçta burada etken sebep ama asıl faktör erken yaşta ‘abla’ vasfını sırtlaması oldu. Pekiyi biz bunu nasıl farkettik? Başlarda annesi olmama rağmen inanın fotoğrafı ben bile net şekilde göremedim. Gayet ,uyumlu ve naif bir çocuğum olduğunu düşünürken ve hatta ada’nın yapısının, aras gibi kolik bir bebeğe sahip olduğum için bir avantaj , Allah’ın bana bir lütfu olduğunu düşünürken olay hiçte öyle değilmiş. Biz sadece buz dağının görünen kısmı ile Ada’yı çözdüğümüzü sanmışız. Meğer o ufacık beynin,bedenin,ruhun içinde özellikle bana ve kardeşine karşı saklanan öfke ,küskünlük varmış.. Bunu nasıl keşfettiğimizi anlatayım önce ; Ada anaokuluna…

Öpücük Hastalığı..

Bol hastalıklı bir kıştı bizim  için… Ada ve Aras önce orta kulak iltihabı geçirdi,sonra Ada’da arka arkaya 2 kez zatürre başlangıcı ve iğneler,arkasından her iki çocuğumda sayısız  kez boğaz enfeksiyonu ve işte asıl bomba geliyor,Öpücük Hastalığı….   Tıbbi adı,Epsteinn-Bar virüsü olan,nadir görülen,yetişkinlerde komalık eden ve tedavisi olmayan bu hastalık maalesef bizi buldu… Baştan almak gerekirse,Ada nisanın ilk pazarı,birden ateşlendi.Doktorumuz boğaz kültüründe herhangi bir virüse rastlanmayınca,evde ateş düşürücü ile tedaviye devam etmemizi söyledi. Ada’nın ateşi gün içinde 2 veya 3 kere çıkyordu ama ateş düşürücüyü aldıktan sonra normale dönüyordu. Hastalığın 5. Günü sabahı,Ada’nın ateşi 40′ buldu ve ada kesinlikle hiç birşey yiyemediği için koşarak hastaneye gittik. Alınan kanda Epsteinn-Barr virüsü çıktı yani Öpücük Hastalığı…             İlacı olmayan bu hastalıkta yapabileceğimiz tek şey,Ada’yı hastaneye yatırmak ve serum ile beslemekti ki bizde öyle yaptık.. Doktorumuz,bu hastalığı vücudun kendisinin yenmesi gerektiğini ve kalıcı bir hasar bırakmayacağını telkin ettiği için…

Adaletli olmak yada olmamak!işte bütün sorun bu:)

2 bebekle hayat,dışarıdan bakıldığında ah ne güzel birlikte büyüyorlar gibi görünebilir fakat anneyi fiziksel ve zihinsel olarak o kadar yoruyor ki hemşire anlatmakla bitmez.aras zaten kolikti,zannediyordum ki koliği aşınca,aras yürüyünce tüm sorun ortadan kalkmış olacak!maalesef yanılmışım. Benimde  kardeşlerimle çocukken bir sürü kez ufacık bir çikolata yada bir oyuncak için kavga ettiğim,ağladığım olmuştur (annem ısrarla,siz hiç birbirinizi  kıskanmadınız dese de,doğanın kanunu bu illaki kavga etmişizdir) ama bizim evdeki durum bazen çözülemez bir hal alıyor. Ada en başlarda arasa karşı çok sıcaktı fakat ne zamanki  aras 6aylık olup oturmaya başladı,sanki başına gelcekleri bilirmiş gibi ne zaman ada ona yaklaşsa saçından yapışıyordu çocuğa,ada ağlıyordu ama arasa zarar verecek herhangi  bir teşebbüste de bulunmadı hiç,gerçi dışarıda da ada hep hırpalanan bir çocukken okuyun bakın hikayenin sonunda ne oldu? Anacım,aras habire oturduğu yerden eli kolu ne zaman uzansa adacığın saçına yapıştı,yüzünü yoldu ,”yapma oğlum,etme oğlum”yok laf anlar mı o aylarda  el kadar bebe:) Biz tabii…

Playdate nerede,biz orada:))

Playdate Turkey etkinlikleri hız kesmeden devam ediyor… 21 Kasım’da Mini Aktivite’nin sıcak ortamında buluşan çocuklar sanat atölyesini ufak bir keşiften sonra minik elleriyle harikalar yaratmaya hazırdı. Atölye önlüklerini taktıktan sonra hep birlikte işe koyulan miniklerin su bazlı boyalarla tuvale yansıttıkları hayal güçleri görülmeye değerdi. Boyalarla yaptıkları aktivitenin ardından çocuklar, eğitmenleri eşliğinde hep birlikte şarkılar söyleyip oyunlar oynadılar. Lezzetli ikramların tadına baktıktan sonra tuvale yaptıkları resimler, üzerlerine isimleri yazılarak kendilerine hediye edildi. Böylece minik elleriyle yaptıkları ilk eserler o günü anımsatacak sevimli birer anıya dönüştü.                                                                                             Ada daha önce evde de sulu boya veya guaj boya ile boyama yapmıştı fakat bu kadar tual üzerindeki özgün çalışması,resmini farklı…

Gören der ki; anaokuluna değil üniversiteye karar veriyorlar:))

Yüzeyden bir felsefeyle gireyim olaya;zor görünen her olayın çözümü,düğümü aslında çok basittir.sizin karmaşa  ortamında göremediğiniz çözümü,yoldan geçen biri,”şu ipi şurdan çek,açılır o düğüm”demek suretiyle  kolayca çözebilir misal.bizde de durum tam böyle oldu. Çocuğu 2.5-3 yaşına gelmiş her anne gibi bende ada için anaokulu araştırmaya başladım,aslında annemin evine yakın 3 tane anaokulu oluşu işimi kolaylaştırıyordu çünkü bu 3 seçenek cepte diye düşünüyordum,bunu yanında birde arkadaşlarımdan duyduğum farklı segmentlerde anaokulları vardı ve işte o noktada beynim bulandı,bulandı kendimi bir anda adaya üniversite seçimi yaparmış modunda buldum( tabii ada üniversite çağına gelince beni mi takıcak ne isterse onu okur ama her ana gibi benimde gönlümde yatan bir üniversite ve bölüm var,napıyım ben bir anayım o kadarda olsun yahu) Koca kişisi ile bendeniz adanın ileride fransızca eğitim almasını istiyoruz,tabii ada hanım bunu kabul edecek mi,adapte olabilecek mi orası muamma-kaldı ki koca kişisinde ana dil  tadında fransızca olmasına rağmen kendisi ada ile iletişimi bozulur bahanesiyle…

annem bindirsin,annem indirsin,annem atsın,annem tutsun,annem yutsun:))

Aslında bu iş nasıl başladı gayet farkındayım fakat ne ara buralara kadar geldi o bölümü kaçırmışım ben. Yani ada doğduğundan beri her işin ben hallettim evet çocuk buna alışarak büyüdü,yemeğini ben yedirdim,altını ben değiştrirdim,ben oyun oynadım,hep ben uyuttum(hepimizin yaptığı işler işte) ben yoksam annem yaptı bunları (fena halde anneanneci bu sebepten:))kardeşi olduğunda da bu durum pek değişmedi,kalabalık aile faktörü sağolsun yine ben yaptım herşeyi,5 dakika aralıklarla aras ya kucak değiştirdi ailede,çok kriz anlarında ise her ikisini birlikte götürmeyi başardım işte bilmiyorum nasıl ama oldu.belki tasavvur etmek bazen zor ama,dünyayı kurtarmadım sonuçta  aynı anda 2 çocuk uyutulabiliyor-bazen teki bile inadım inat uyku sana haram anne diye dolansada-veya 2 çocuk aynı anda kucağa alınabiliyor-imkansız değil tabii ki onu da demeye  çalışmıyorum, ilk 2bebe aynı anda büyüten anne ben değilim ya ama işte ateş düştüğü yeri yakar ve 5 parmağın 5i 1 değil atasözlerini birleştirerek şunu söyleme çabasındayım; kolik bebek olunca bebenin biri,…

Yardımcı dediğin ateşten bir kor,ne çektiğimi gel bir de bana sor:)

Bu konuda değil 1post,dosya açsam hatta kitap yazsam yeridir sayın annem,düşünki bu konuda benim başıma gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.zaten hep söylüyorum şahane bir şansa sahibimdir bu konuda nerde absürdü nerde köylü kurnazı nerde ruh hastası var gelir beni bulur!çekiyorum resmen mıknatıs gibi. Şimdi şuradan  başlayayım hikayeme,ben zaten hafif amele ruhlu bir vatandaşım,yani misal bir cafedesiniz,yardımcı oturup bişeyler içerken anne eğer 2bebesi arasında sıkışmışsa bi dur bi yüzüne bak o annenin?o kişinin ben olma olasılığı %100,çocuğun altı değişecek değil mi?hangi aklı başında kadın sen dur ben değiştirirm der?heh o da benim!peki bir soru daha?hangi normal anne, çocuğun yemeğini ben yediricem diye tutturur? Ya işte çocuk bu kimin yedirdiğini boşver doysun yeter değil mi? Şöyle bir düşününce ben çok normal değilim ki bana gelen neden olsun?? Ada yeni bebekken haftada düzenli gelen türk bir bayan vardı,temizliğini yapar çeker giderdi!ooohhh ev ondan sonra benimdi,ben zaten evde çalışan yatılı sevmeyen bir tipim yani…

Ben ettim siz etmeyin:))

Aslında tatil dönemi biz anneler için kapandı fakat yinede hatıralar sıcakken yazayımda başka analar  benim düştüğüm hataya düşmesin istedim:)  Çocuklarla tatil dedin mi bir durup düşüneceksin arkadaş!hele 2 adet 3 yaş altıysa bahsettiğimiz,aman diyim ben size:)  İlk tatile çıktığımızda ada 10 aylıktı,ben ve koca kişisi çeşmeyi çok severiz,adaya 6 aylık hamileyken tesadüfen gittiğimiz,çocutan bol bişey olmayan Çeşme Ilıca otel zaten o zaman aklımıza yatmıştı,ada doğunca buraya geliriz demiştik.neden sebebine gelince,bir kere orada herkes çocuklu,kimse yan masaya gıcık bakışlar,rahatsız oluorum söylenmeleriyle bakamıyor çünkü mutlaka her masada minimum 1 çocuk var,bir yandan da çocuklar cidden sosyalleşiyor çünkü etraf akranlarıyla kaynıyor.kendi sahili,havuzu servisi gayet iyi bir yer.mini clubu hatta yanı başında aqua park var fakat bizim ilk bebeli tatilimizde ada 10 aylık olduğu için bunların bizim için pek bir kıymeti yoktu. İlk bebekli tatil tabii bir heyecan oluyor anada babada, bavul hazırlamak bir stres mesela,aman birşeyi unutmayayım diyerekten evi toplayıp gittim ilk tatilde,ne…

Çişimiz tuvalette, emziğimiz tuvalette:))

Ada, 2yaşına 2 ay kala aslında bezi çıkarmamı istemişti ve çok net hatırlıyorum,yüz ifadesinden özellikle kaka yaptığını anlamak çok mümkündü,fakat kucağımda 4 aylık kolik oğlum vardı,sürekli emmek istiyordu ve ben cidden çok yorgun ve bıkkındım,o yaz adayı tuvalete alıştırmadım,itiraf ediyorum bu tamamen benim yorgunluğumdan ve gücüm olmamasından kaynaklıydı,adanın 2.5 yaşına gedi 2013 yaz aylarında ise ilk denemem mayıs sonunda adanın üşütmesiyle sonlandı ve yine beze döndük,açıkçası kendimde hala o gücü bulamıyordum yada bilmiyorum belki de bez takmak kolayıma geliyordu. Bu yaz ortası,özellikle annemin baskıları ve birazda kendimi toparlamadan sebep bismillah dedik ve başladık “çişimiz tuvalette kakamız tuvalette” mırıldanmaya:) Çoğu anne arkadaşımdan duyduğum kadarıya çocuklar ilk 3 günde bu problemi aşıyormuş,yani çiş yada kakaları geldiğinde tuvalete gitmek istiyorlarmış. Bizde öyle olmadı maalesef,tam 2 hafta sürdü adanın çişi yada kakası geldiğinde kaçırmadan tuvalete gitmesi. 2 hafta boyunca en az 2 kere çişini kaçırdı yada oyuna dalıp unuttu.saatlerce boyama kalemleriyle,okuma kitapları yada sevdiği…