Tag

anne

Browsing

Kolik bebek..

“Herhangi bir sebebi olmaksızın kontrol edilemeyen bebek ağlamasıdır” böyle anlatılıyor “kolik” illeti tüm net sayfalarında ve kitaplarda.3 haftalıkken başlar ve 3 ay sürer deniyor, anneni yedikleri ile ilgili olması olasıdır,masaj yapın,gaz ilacı verin,sarılın deniyor,deniyor,deniyor.. “Deniyor”diyorum çünkü koliği yaşarken herşey havada kalıyor,hiç bir şey tam olarak çözüm olmuyor ve uzun vadeli çözüm bulmak mümkün olmuyor.yaşadım biliyorum,buyrun anlatayım; Aras doğduğunda,ilk 15 gün şahane bir dönem yaşadık,emip uyuyordu bende bu sayede ada ile vakit geçirebiliyordum fakat 15. Gün aras bir uyandı!uyanış o uyanış bir  daha uyumadı,mübalağa yapmıyorum cidden bir daha hiç uyumadı ve hep emdi.öyle bir emzirme hikayesi ki bu,4 ayda 20 kilo verdiren,evden adım attırmayan,çıktığımızda ise emzirme örtüsünü unutmayı en büyük  fobim haline getirmiş bir hikaye. Aras sürekli emiyordu,emdikçe gazı artıyordu,ben ise doktorumuzla birlikte sürekli çözüm arataşındaydım çünkü evde birde benden ilgi bekleyen 18 aylık adacık vardı.ilk bebeği emzirmek gibi olmuyor ki.akşamüstleri ise öyle bir ağlama krizine tutluyordu ki aras,susturabilene aşkolsun. Neler…

Anneler Hasta Olmasın

Merhabalar, Benim, ne zaman hastalıklar söz konusu olsa , söylediğim birşey var ki , ‘aman anneler hasta olmasın’ Aras’a 5 aylık hamileyken ve arda henüz 15 aylık bir bebekken, ağır grip geçirip, başımı bile kaldıramama durumunu ağır derecede yaşayıp, hamilelikten mütevellit ilaç kullanamamanın verdiği uzun sürünme safhasından sonra anlamıştım ; çocuklardan önce annelerin hasta OLMAMASI gerektiğini. Anne hasta olunca, SİSTEM ÇÖKÜYOR. NET! Ne çocuğun a ne kendine ne de evdeki düzene hayrı kalıyor hemcinsimin. İşte yine o dönemlerden birini yaşarken dedim ki, unutmamak için, benimle aynı şeyleri yaşayan annelere yazayım  hislerimi. Bizim evde Serter’in çocuklarla ilgili görevi belli, Oyun Oynamak :) Evet aslında adamın günahını almayayım, istersem daha fazlasını yapar, yani en fazla yıkayabilir:) Çocukların yemek düzenleri ,ne yiyecekleri, uykuları, giyecekleri, ilaçları, ilaç saatleri, doktor kontorlleri vesaire bana ait, bu iş bölümü annelik dolayısıyla mı ben fazlaca görev insanıyım ondan mı bana kaldı bilemiyorum ama aslında şikayetçi de…

Sarı,Mavi ve Yeşilin Tonları

Bayılıyorum tüm renklerin canlı tonlarına, sarı,yeşil,mavi ve  mor… Ve işte aşağıda Fresh Company kıyafetlerimizle sarı, yeşil ve mavi  tonları..Bu sırada şunuda belirteyim Fresh Company linkini tıklarsanız stilistiniz olarak karşınızda beni bulacaksınız:)Sormak istediklerinize oradan da yanıt verebilirim seve seve.

Çocuğuma Duygusal Şiddet Uyguluyor muyum?

Çocukluğuna annesinden azar işitmeden, misafirlikte annesinin göz hareketleriyle yer değiştirmeyen , havada uçan terlikten kaçma konusunda uzmanlaşmayan bizden değildir bir kere:) Bizi büyütürken ,arka arkaya 3 çocuğu olan ve zaten otoriter bir yapıya sahip annem,kendi otoritesi yeterli gelmediğinde babamın otoritesinden yardım alır ve bizi mum gibi hizaya dizerdi açıkçası.. Ne ortalıkta sorun çıkaran,annesi çemkirebilen,misafirliğe gittiğinde ortalığı dağıtabilen çocuklar değildik biz..annemizin göz hareketiyle oturduğumuz yeri değiştirir, yine o göz hareketiyle konuşmaya izin alırdık diye abartayım biraz. Tamam bira abartmış olsam da konunun aslı; annem bizi yani 3 çocuğunu, müthiş bir disiplin ve düzen ile büyüttü.. Şimdi düşününce ve hatta yaşayınca anlıyoum ki haklıymış,diğer türlüsü olmazmış.. Ya şimdi? Ya ben? Müthiş otoriter anne-babanın,onları hiçbir konuda hayal kırıklığına uğratmamış,onların deyimiyle “yormamış” “üzmemiş” evlatları olarak son derece anti-otoriter bir anayım ben.. Başlarda otoriter-miş gibi davransam da, yok değilim olamıyorum.. Çocuklarım beni yönetiyor bile olabilir diye düşünüyorum bazen.. Kurallarım…

Anaokulu Oryantasyon Süreci

Yeniden başa döndük… Arka arkaya iki çocuğun olursa, tam birini okula alıştırdım artık derken kabus yeniden başlar, tüm annelerin ayaklarının geri geri gittiği, Stres ve heyecan dolu günler eylül-ekim ayı ile yeniden sinemalarda… İsmi; “Oryantasyon Süreci” :) Geçen sene Ada’da ne kadar zor bir oryantasyon dönemi geçirdiğimi takip edenler hatırlayacaktır.. Kaldı ki; Ada uyumlu, sınıf için aktivitelerden Aras’a nazaran daha keyif alacağını düşündüğüm çocuğumken, tam 2 ay ayrılmak ve okulda bensiz kalmak konusunda çok zorlandık, çok yorulduk… Sınıfa adaptasyon süreci daha yorucu ve bol gözyaşlı oldu ikimiz açısından da… İşte tamda bu nokta da anahtar şu oluyor; Anne ne kadar kararlı olursa oryantasyon süreci o kadar kısa oluyor!! Maalesef… Gözyaşı olmadan ( çok aşırı ağlama krizlerinden bahsetmiyorum o kadar ağlatamam üzgünüm:)) bu süreç aşılmıyor, aşılamıyor… Oryantasyon döneminde psikologların annelere tavsiyeleri; Siz ne kadar kararlı olursanız, çocuğunuzun okula alışma süreci o kadar kısalır. İlk günlerde çocuğunuzu okulda bırakıp hemen…

MadebyBushra ile Anneliğe Merhaba..

Biz kadınlar , çok şanslı kullarız ki, ‘annelik’ gibi şahane bir durumu yaşama şansına sahibiz.. Daha rahmine cenin düştüğü anda , farklılaşıyoruz bence, annelik , korumacılık, başkası için , içindeki yürek için , yaşamak, her tekmesinde mutlu olmak, o doğum serüvenini yaşamak, ağlayarak doğan bebeğin ,tekrar anne göğs ne yattıında , annesinin kokusunu aldığğında sakinleşmesini yaşamak, bebeğini doyurabilmek ve işte yepyeni hayata ‘merhaba’ demek…. Sevgili Büşra,bir okul öncesi öğretmeni ,aynı zamanda sosyal medyada her zaman , başarılarıyla, yaratıcılığı ve ürünleriyle tanınırken , şimdilerde yepyeni bir sıfat eklendi hayatına ; Büşra bir anne… Oğlu ATA’ya kavuşması için birlikte gün sayarken şimdilerde onun evladına nasıl güzel baktığını, anneliği nasıl güzel sırtladığını görüyorum , yine aynı şeyleri düşünüyorum içten içe ; Kadın öyle özel bir varlık ki ,her üstlendiği sıfatla daha bir güzelleşiyor yeter istesin… Bu sırada , doğumdan 20 gün sonra Büşra’yı gördüğümde iananmadım sanki hiç doğum yapmamaış gibiydi , buradan kocaman…

İlahi adalet var

İlahi adalet var bebeğim,kesin bilgi veriyorum,eminim.. Dur baştan alayım,kafan karışmasın diye anlatayım… Ağır aksak giden işler,dün yüzüne gülüp bugün hasmınla seni çekiştirenler, varsa yoksa sabret diyenler ve nerde o seni canı gibi sevenler?? Çok ağır darbeler aldın, belki üzüldün, ağladın belki hep içine attın ya da belki benim gibi bir yerlere karaladın… O güvendiğin dağlara kar yağdı, sen üstüne düşeni çektin, ah ettiğine ne kaldı, kalbinin dillendirdiğini söyleyemedin çok mu için yandı? Sınandın belki de,böyle düşün bir de… Hadi bırak tatavayı,dinle beni , çıkar hayatın tadını… Sınandın,zor oldu, çok yıprandın.. Ama bitti şimdi , şu dakika itibariyle yeniden başlıyoruz inanmaya,yeniden “buradayım!” Diyoruz hayata… Herşey unut.. Sen harikasın, kadınsın bir kere doğanda var her zorluğu aşarsın…sen değil misin, hem çalışan ,hem gezen, hem bebe emziren?? Sen değil misin araba kullanırken makyajını tazeleyen? Sen değil misin, ülkedeki olaylara kayıtsız kalmayıp, birde bu kadr olumsuzluğa rağmen aydın nesil yetiştirmeye niyet eden?? İnsan iki…

2 çocuklu hayat …

Ne zaman 2 çocuklu hatta 2 küçük çocuklu hayatı yazmaya yeltensem,o anki ruh halime göre, farklı bir şey yazıp vazgeçiyorum. Misal bu yazıyı çocuklar uyurken yazıyorum ve iyi ki 2 çocuğum var diyorum,ama gündüz fırsat bulup yazıyor olsaydım ,başlık muhtemelen ” imdaatt!!” olacaktı:)) 2 çocuklu olmanın ruh hali saatten saate,günden geceye değişiyor çünkü.. Aslında tek cümleyle, arka arkaya 2 bebek büyütüyor olmak zor olsa da çok güzel hatta muhteşem.. Bazen birbirleriyle konuşmalarını izleyip,güldüğüm için muhteşem, kavgaları yüzünden kendimi odaya kapatmak istediğim için zor.. Aralarındaki ciddi anlamda  tek sorunun; beni paylaşamamaları olması ruhen  çok yorucu,fiziken inanılmaz  yıpratıcı bazen yetişmek imkansız.. Aynı anda ikiside kucağıma gelmek istiyor veya “o benim annem” çığlıkları yoruyor beni.. “İkinizinde  annesiyim” desemde duymuyorlar beni..bu paylaşılamama durumu çözümsüz kalıyor şimdilik.. Aras’ı uyuturken Ada’nın  tuvalete gitmesi gerekiyor,yardımcımız veya bir başkası (anneannesi tek kabul ettiği kişi) hiç kimseyi kabul etmiyor.. ” anne sen götür beni tuvalete” diye kıvranıyor…

PINAR ALTUĞ ile Röportaj..

Karşımda çok güzel bir kadın var.. Güzel hani sadece benim açımdan değil,  tescilli güzellerden…Birde tanıştığımızdaki naif tarzı ve sesine yansıyan pozitif enerjisi de eklenince bu özelliklere daha da bir hayran oldum bu güzel kadına… 1994 Miss Turkey 1. Güzeli,başarılı oyuncu ve sunucu,”byPınarAltug” markasının yaratıcısı,çocuğuyla  kaliteli vakit geçiren bilinçli annelerden.. PINAR ALTUĞ’ u zaten hepimiz tanıyor ve takip ediyoruz ancak birde onun keyifli sohbeti ile hakkında merak ettiklerimizi öğrenmek isterseniz değil mi?  O zaman buyrun… -Anne olduktan sonra hayatında çok şey değişmiştir eminim, ama en çok şunu yapmayı özledim veya “artık şunları kızımla yapıyorum” dediğin neler var?   – Eskiden evden sabah çıkardım,bütün işlerimi halletiğimde saatin kaç olduğu hiç umurumda olmazdı çünkü eve dönmemi gerektiren bir aciliyetim yoktu.   Canım oradan,nereye devam etmek isterse oraya giderdim, ancak şimdi kızımın okul çıkışı saati yaklaştığında bende “çanlar” çalmaya başlıyor:)) Yine de iyi ki var,iyi ki anne olmuşum :))    …

5 çocuklu ŞAHANE kadın…AYŞE KUCUROGLU

İdolüm… Tam 5 çocuk doğurmuş,bilfiil çocuklarına bakan,ilgilli,eğlenceli bir anne.. Bakımlı,alımlı,ışıl ışıl,konuşurken gözleri  parıl parıl… Yüzünden gülümsemesi hiç eksilmiyor… Son derece mütevazi ve asla burnu havada bir kadın değil … 5 çocuklu gencecik bir kadın ,çok başarılı bir işletmeci,spor yapan,Vatan gazetesinde düzenli yazı yazan,sosyal hayattan asla kopmayan bir anne… AYŞE KUCUROĞLU… Ve inanılmaz güzel… Biliyorum pek çoğumuz zaman zaman tek çocukla bile bunalıp,isyan ediyoruz… Eğer sizde benim gibi bunalım ruh haline giriyor ” ne yapacağım  ben?” diyorsanız  bu röportajı mutlaka okumalısınız.. Çünkü Ayşe asla işin kolayına kaçmıyor, bunalıma girmek yerine daha sıkı sıkıya bağlanıyor işine,ailesine … İşte harika kadın ve onunla sohbetim; -Ayşecim ilk önce yaşını ve nerede doğup büyüdüğünü sorayım? – 76 doğumluyum.İstanbul’ da doğdum,büyüdüm.   -Eşinle kaç yıldır birliktesiniz?    – Eşimle 2000 yılından beri birlikteyiz,2003 yılında da evlendik.   – Pekiyi çocukların yaşları? – Kızım Suna 2003,Kemal 2006,Osman 2008,Cenk 2011, son olarak Selma 2012 yıllarında doğdular.   – Var…