Tag

çocuk psikolojisi

Browsing

Çocuğumuz ile ‘Ben’ Diliyle Konuşmak

Bizim ev kardeş kavgalarının, ‘odama girdi’ , ‘resmimi yırttı’ ‘arabamı aldı’ kaosunun başkenti.. Yaş aralığının çok az olmasından, ayrı cinsiyetlerde olmalarından, Aras’ın ve Ada’nın ‘dediğim dedik, çaldığım düdük!’ tarzından mı kaynaklı bilmem ama zaman zaman anlaşıp birlikte keyifli oyunlar oynasalarda -en fazla 10 dakika- çoğu zaman birisi mutlaka ağlıyor, diğeri ise savunma halinde oluyor.. Örneklendireyim; Ada, elsa resmi çizip, itinayla boyamış onu da kapısına asmış, aras, ada’nın okulda olmasını , benim yemek yapıyor olmamı fırsat bilmiş, o resmi bir güzel yırtıp koridora atmış… Ada eve geliyor, rutin işlerini yaptıktan sonra kapıda, elsa resminin olmadığını farkediyor ve işte o anda bizim evde kıyamet kopuyor… Bu durumda eskiden pek çok yöntem denemiş bir anne olarak, anladım ki, ben ne yaparsa yapayım o kavga olacak, kıyamet kopacak, çünkü ada haklı, aras henüz küçük vs… Pekiyi ben ne mi yapıyorum?  Birbirlerine zarar vermedikleri sürece karışmıyorum. Haklı olana sarılıp , sakin bir tonda ‘ben’dilinde…

Çocuklarda ÖZGÜVEN…

Sevinç Eraslan ile sohbetimden notlar aktarmaya devam ediyorum size ve benim en çok takıldığım iki konudan biri  ; çocuklarda özgüven meselesi.. Hangi anneye sorsanız, çocuğum şöyle akademik kariyere sahip olsun, böyle başarılı olsun demek yerine , ÇOCUĞUM MUTLU VE ÖZGÜVENLİ OLSUN, diyor artık… Neden mi? çünkü biz yeni nesil anneler, insan psikolojisi gelişimi, araştırmalar ve yaşadığımız tecrübeler sonucu artık biliyoruz ki, hiç bir mevki, hiç bir başarı, mutluluk kadar tatmin edici değil. Hiç bir başarı, sağlıklı düşünen, özgüven sahibi kişi kadar  uzun vadeli değil.. Bunun bilicinde olan anneler olarak. mutlu olsunlar istiyoruz ve bunun içinde yapılacak şey;  ne istediğini bilen, özgüvenli bireyler yetiştirebilmek… Sevinç Hanım bu durum için diyor ki; siz aile olarak, çocuklarınızın aynasısınız. Eğer siz kaygılı ve kontrol edici tavırlarınızla sürekli çocuğunuzu yönetmek isterseniz bu o’na yansır ve siz hangi okula gönderirseniz gönderin, hangi eğitim sistemini uygun görürseniz görün çocuk özgüven konusunda eksik kalır… …

‘Çocuğuma Bağırdım,Pişmanım ‘ diyen Anneler ..

Mükemmel anne(ci)lik yazımızın devamında Gelişim Psikoloğu Pelin Kılıç cevapladı aynı soruyu… ÇOCUĞUMUZA YORGUNLUKTAN,ZAMANSIZLIKTAN, TAHAMMÜLSÜZLÜKTEN VEYA ARTIK SABIRSIZLIKTAN SESİMİZİ YÜKSELTTİĞİMİZDE NE YAPMALIYIZ? – Öncelikle bu tip sıkıntıları yaşamanız çok normal çünkü ANNE kimliğinden önce İNSANSINIZ ve her insan bu tip durumlar yaşayabilir. Önemli olan bu tip durumları en aza indirgemek için bazı kişiye özel çözümler üretmenizdir. – Çocuğunuzla problem yaşadığınızda bunu ötelemeyin, üstünü örtmeye yada yaşadığınız bir kaç dakikalık gerginliği görmezden gelmeye çalışmayın, çünkü bu çocuğunuza daha çok zarar verebilir. Bunun yerine , göz hizasına inin, kısa ve net cümlelerle gerildiğinizi, üzüldüğünüzü anlatın ve ÖZÜR DİLEYİN. Böylece hem özür dilemeninin hem de bu tip durumlarda konuşmanın doğru olduğu mesajını çocuğunuza verin. -Mutlaka ve mutlaka kendinize zaman ayırın, KENDİ ALANINIZI YARATIN. Bu çok önemli eğer siz kendinizi ihmal ederseniz bu çocuğunuza negatif yansıyacaktır. Gün içinde hangi aktivite size keyif veriyorsa -yoga, yürüyüş, film izlemek- mutlaka bir saatinizi sizi dinlendiren aktivitenize ayırın. Çocuğunuzla…

Çocuğum Bana Güvenmiyor

Sabaha karşı 5 te Aras uyandı, “Arabalarımla oynamak istiyorum anne” dedi, “ Tamam oğlum” dedim, Tuttum elinden,arabaların olduğu odaya doğru giderken, birdenbire beni durdurdu, “ Hatırlıyor musun, sen beni doktorlara verdin,onlar ağzıma sprey sıktı” dedi!! Yaşadığım şoku,o anki kahroluşumu anlatamam… Aras,rüya görmemişti bu gerçekten yaşanmıştı… Aras’ın parmağı kırıldığında,ameliyathaneye girerken,çok rica etmeme hatta yalvarmama rağmen uyuyana kadar beni yanında tutmak yerine, aras’ı benim kucağımdan ağlatarak aldılar ve “saniyesinde uyudu,üzülmeyin artık” diye beni teselli etmeye çalıştılar… Farkında bile değiller ki, bu çocuk 6 ay sonra bile bunun travmasını yaşıyor ve bana güvenmekle güvenmemek arasında gidip geliyor!! Bunu yapan anestezi uzmanının aile dostu olması da ayrı bir yaradır ki benim için sormayın gitsin!! Ameliyat sonrası Aras,zaten çok uzun süre benimle yalnız başına bir yere gitmek istemedi, onu hastaneye götüreceğimi veya okula götüreceğimi düşündüğü için yanında başka güvenebileceği(!) biri olmadan benimle dışarı çıkmayı reddetti!! Ne acı düşünsenize, şu dünyada kayıtsız,şartsız güvenebileceği,asla yalnız bırakmayacağınıza güvendiği…

Mükemmel Anne-ci-lik….

Bu zamanda çocuklarımızı sağlıklı psikolojik yapıya sahip olarak büyütmeye çalışmak bazen tabiri-i caizse ‘iğne ile kuyu kazmak’ gibi geliyor bana. Bir sürü şeyden ve hatta kendi insanı duygularımızdan(öfkemizi,üzüntümüzü onlara yansıtmamak için) bile vazgeçerek, aman etkilenmesinler, aman sinirlenmeyeyim, yorulsam da belli etmeyeyim derken evet ‘anne’ olmak bu kadar zor olmamalı gerçekten. Biz mi bu kadar zorlaştıryoruz fazlaca araştırıp, irdeleyerek yoksa aslında doğruyu yaparken bu karmaşık hayat mı bizi yoran bilemiyorum. Kendi adıma söylüyorum, uzun süre çocuklarımın yanından hiç ayrılmamayı ,onları hep yanımda tutmayı ,iyi anne olmak sanıyordum ama aslında doğru olanı yani çocuklarım için doğru olanın MUTLU ,HOŞGÖRÜSÜ YÜKSEK bir anneleri olduğunu anlayalı uzun zaman oldu. Çok uzun zamandır çevremdeki annelerden de sık sık duyduğum ,’ tek sesini yükselten anne ben değilim!’ diyen vicdan azapları… Aslında ben dahil, bunu söyleyen annelerin hepsi çocuğuna sesini yükseltmiş bile sayılamayacak desibelde kalmış olsa bile yine de annelik vicdan azabı ile birleşince bizleri…

Çocuğuma Duygusal Şiddet Uyguluyor muyum?

Çocukluğuna annesinden azar işitmeden, misafirlikte annesinin göz hareketleriyle yer değiştirmeyen , havada uçan terlikten kaçma konusunda uzmanlaşmayan bizden değildir bir kere:) Bizi büyütürken ,arka arkaya 3 çocuğu olan ve zaten otoriter bir yapıya sahip annem,kendi otoritesi yeterli gelmediğinde babamın otoritesinden yardım alır ve bizi mum gibi hizaya dizerdi açıkçası.. Ne ortalıkta sorun çıkaran,annesi çemkirebilen,misafirliğe gittiğinde ortalığı dağıtabilen çocuklar değildik biz..annemizin göz hareketiyle oturduğumuz yeri değiştirir, yine o göz hareketiyle konuşmaya izin alırdık diye abartayım biraz. Tamam bira abartmış olsam da konunun aslı; annem bizi yani 3 çocuğunu, müthiş bir disiplin ve düzen ile büyüttü.. Şimdi düşününce ve hatta yaşayınca anlıyoum ki haklıymış,diğer türlüsü olmazmış.. Ya şimdi? Ya ben? Müthiş otoriter anne-babanın,onları hiçbir konuda hayal kırıklığına uğratmamış,onların deyimiyle “yormamış” “üzmemiş” evlatları olarak son derece anti-otoriter bir anayım ben.. Başlarda otoriter-miş gibi davransam da, yok değilim olamıyorum.. Çocuklarım beni yönetiyor bile olabilir diye düşünüyorum bazen.. Kurallarım…

FİLİAL TERAPİ..

Filial terapi, 2-12 yaş aralığındaki çocuklara uygulanan, aile terapisi ve oyun terapisi yaklaşımlarının birleştiği, psiko-eğitsel bir yaklaşımdır. Duygusal, davranışsal ve gelişimsel güçlükleri olan çocuklarla kullanılabildiği gibi, normal gelişim gösteren çocuklarla da kullanılır. Bu yaklaşım 1960 yıllarında Bernard ve Louise Guerney tarafından geliştirilmiş, ve dünyanın pek çok yerinde çocukların sorunlarını azaltmada ve aile içi ilişkiyi güçlendirmede etkili bir yöntem olarak kullanılmıştır. “Filial” ismi Latin kökenli bir kelime olup “evlat” anlamına gelir, ve anne-baba ve çocuk arasındaki bağ ile ilgilidir. FİLİAL TERAPİ BENİM İÇİN ŞU ANLAMA GELİYOR, çocuklarımı daha iyi tnaımak için bilimden yardım almak.. Evet tabii ki benim çocuklarımı benden iyi kimse tanıyamaz, ne yemeyi severler, ne ile oynamaktan keyif alırlar, ne onları kızdırır vesaire vesaire… Ama ada’nın anaokulu süreci ile anladım ki tanıdığımı bidiğim ya da belki zannettiğim kızım, benim düşündüğümden çok daha fazla şey briktirmiş içinde… Belki bana kırgın , belki kardeşine kızgın veya belki benden -yeterince gösterdiğimi düşünsem…

iki çocukla evden çıkabilmek..

Belki de iki cocuklu evlerin en büyük problemlerinden biridir bu ! evden çıkamamak , heryere geç kalmak ,birini hazırlarken öbürünün çişinin gelmesi, diğer çocuğunuzu tam giydirmeye başlamışken hali hazırda hazırladığınız yavrunuzun üstündeki montu çıkarması vesaire..Bu tip örnekleri o kadar çok çeşitlendirebilirim ki içiniz şişer yazıyı okumayı bırakırsınız:) Tam evden çıkacağız, ada susuyor, aras ‘o’ ayakkabıyı giymemek için ağlamaya başlıyor , bu sırada daha yeni üstünü giydirdiğim ada’nın çişi geliyor, tam bunları çözmüşüm telefon çalıyor, Allahım bana inme soldan soldan geliyor .. Ada’nın okul ve adaptasyon problemini çözdüğümüzden beri okula tam gün gidiyor daha doğrusu Ada okula tam gün gidebilsin diye bendeniz bildiğiniz evde savaşçı zeyna modunda takılıyorum. ‘HAYDİ’ kelimesi dilime öyle bir yapıştı ki belki gece uykumda bile ‘haydi ‘ diyorum ,beynim hep bu komutu veriyor. Allah sizi inandırsın Fatih Ürek bile benim kadar ‘haydi lilililiii yar’ dememiştir o kadar eminim ve iddialıyım bu konuda. Ada’nın evden çıkması, aras’ı hazırlamak…

Süper Dadı..

Pek çoğumuz,Star tv  de yayınlanan  “Süper Dadı” programını biliyoruz. Ben ilk denk geldiğimde tamamen tesadüfen  ( bizim evde tv açıksa ya çizgi film var ya da tv kapalı) kurgu olduğunu düşündüm açıkçası.bir kaç kere twitterda bu konunun konuşulduğunu ve ciddi olumsuz tepkiler  aldığını biliyorum Süper Dadı ‘ nın. Düzenli olarak pedagog ile iletişim halinde bir anne olarak; kurallar genel geçer olsa da çocukların her birnini birbirinden farklı yapı ve özellikte olduğu kesin! Ayrıca hepimiz yaş,aile ve eğitim sebebiyle ebeveyn olarak aynı duruma farklı tepkiler veriyoruz haliyle. Mizaç,doğuştan gelen özellikler toplamı ise ,kişilik  sonradan gelişen karateristik özelliklerin toplamıdır diye biliyorum ( ünversitedeyken aldığım derslerden  ama iktisatçı kafası işte :)yanılmıyorum inşallah:)) yani çocuklarımız zaten kalıtsal bazı huylarla doğuyor üzerine bizim davranışlarımızla şekillenen ve hatta kemikleşen  kişilikler ortaya çıkıyor! Pekiyi, “Süper Dadı” ne yapıyor da her durumda ve çocukta farklılık gösteren tepkiler,Süper Dadı,çocuğu ve aileyi ele alınca birden bire sihirli değnek değmiş gibi…

Soru-cevap (gelişim sorunu,kolik,terrible two)

              Anne soru;                                Cemile Gül;                Merhaba ;İnstagramda sizle ilgili duyuruyu duyunca ne kadar sevindiğimi anlatamam tam da aradığım şey bu destekti Benim 18 aylık bir oğlum var sırası ile gözlemlerimi aktarayım size umarım yardımcı olabilirsinizMesela ilk olarak bebeğimin başını tam olarak dimdik tutması 5,5 ayında oldu Bebeğim desteksiz oturmaya başladığında 10,5 aylıktı Ben bu gözlemlerim doğrultusunda bebeğimi bir nöroloji uzmanına götürdüm kafa ultrasonu ,emar çekildi , metabolizma testi yapıldı çok şükür hepsi temiz çıktı dr bizi fizik tedaviyede yönlendirdi orasıda gayet sağlıklı olduğunu söyledi ve dr 2 aylık motor gelişim geriliği var dedi ancak benim kendi gözlemlediğim 5 ay kadar gerilik var Mesela şuan bebeğim 18 aylık ve hala yürümüyor yani kısa kısa yürüyor 1,5 aydır ben ve eşim karşılıklı duruğumuzda aramızdaki…