Tag

hayat

Browsing

kıyas

Kısmetten öte köy yok buralarda, sende kalbinin ekmeğini yiyorsun aslında , kinle hasetle boşuna o güzel kalbini karartma, seni o yola çekmek isteyen olursa , yol ver bebeğim bekleme yapma:) Neyse nasibin onu yaşayacaksın, kaderin var buna inancaksın, ama yola viraj döşeyen belki senin o ‘ son ‘ kararın… bilemeyiz gülüm be, yorma kendini ,yazının devamından önce kalk bi çay demle:) Şimdi bu yazıda ne kaderine girizgah edeceğim, ne senin kararlarına laf edeceğim, bir oku bakalım , sana neler düşündüreceğim, her kelimede acaba hangi anılarına götüreceğim? işimiz uzun  ustam , sana bu yazıda ‘ kıyas’ diyeceğim?? Hayat denen şu yolda , ister maraton koş , ister tırmala, ne yaparsan yap ama sakın düşme ‘ kıyas’ denen çukura.. bazen hayat şartları seni zorlasa da bak benden sado tavsiyesi kaymaklım, ekmek kadayıfım , yukarı çok bakarsan boynun tutulur ,aşağı takılı kalırsan ruhun sıkılır , sen önüne bak , kalbini bozma , ‘aman…

Beklenti Diyeti..

Bir  hikaye anlatacağım sana şimdi, tavşan dağa küsmüş, dağ o ara zaten tribalmiş :) hikaye burada  bitti:)) Sevgili annem ,demem o ki, senin küstüğün ,olmadı diye üzüldüğün ,talihine köpürdüğün hikayen daha bitmedi ki… sadece araya reklam girdi… Bazı işler, ağır işler.. yavaştır vuslatın gelişi, insan şişer…   Biliyorum çok emek verdin, kendini istediğin yerde hayal ettin, kimi zaman yaklaştığını hissettin fakat   yine yere sert vurdu kaba etin:) Her ne ise olup biten gel birde benden dinle, bak nedir dışarıdan görünen.. Sado’da yalan yok ,%100kahkaha garanti, şimdi sana mutluğun formülünü veriyorum ,ismi,BEKLENTİ DİYETİ.. Dostundan vefa beklersin, sonsuz sadakat, o eskidendi yavrukuşum şimdi ‘dost’ çok yakın görünsede maalesef çoğu fitne fesat.. Patrondan zam beklersin,esnek olsun çalışma saatin, o iş zor be gülüm   tuttu m bu seneki hedefin… Evladın sağlıklı olsun, yedirdin ya sen organiği , ay ben bu konuya hiç girmeyeyim malum…

Gıybetgül sen bir sussana,ben orda mıyım? Git bir baksana..

Bunun anası da böyleydi…yağlı ballı konuşur,ağzında lafı çoğalta çoğlata öyle bir anlatır,mum kesilirsin,dinler dinlerde 3 gün sonra ” nooldu bana öyle” dersin:)) Neyse gıybetgülden başlayalım madem öyle, Şimdi bu ablam adamın aklını alır,hangi evde ne var,kimde dert pişer kimde et pişer,gıybetgül’ün diline düşer.. Köşe minderi gıybetgül adından mütevellit,gıybet sever,gıybet yayar,kimseyi bulamazsa ayna karşısında kendi kendine konuşur hatta kendi gıybetine şaşar.. Misal merakını mı cezbetti biri,sor gıybetgül’e döksün sana GBT sini

Hakkında hayırlısı bebeğim:)

Şimdi ben sana desem ki istediklerin olacak,ama sen mutlu olamayacaksın hatta hep yarım  kalacaksın! Yürü git dersin bana,dileğim olsun bak nasıl uçuyorum havalara.. İşin hakikati öyle değil ,ben anlatayım;  sen ister salla üzerine  eğil,ister de ki,bu işler bana göre değil:) Bak şimdi ey  insan evladı,yaradan verirken kafa tasınla  nefsin arasına o aklı,demiş ki iyi kullan bunu, ben sana kader yazdım  ama şu “beyin” sayesinde seçeceksin gideceğin yolu. tamam elbet nefsine yenik  düşeceksin,zaten doğruyu da bu yolla öğreneceksin,önce iradeni güçlendireceksin ama sakın paraya pula tapma,yanlış yollara girip,sonra bana el açma!! Kullanmayı bilirsen aklın sana yardımcı,yol gösterici olur,yok kullanmazsan orada öyle dura dura paslanır ziyan olur.. Şimdi örneklendireyim ki yormadan  güzel beynini , anla ne demek istediğimi; Misal zengin kocaya taktın,illa 5 karat olacak tek taşın,villanın önünde yatın,sırtın yere gelmez varsa saint tropez de yazlığın:) Tam hedefe kitlendin,adam çirkin gudubet,için ısınmadı ama boşver sen cüzdandan haber et:) unutma neydi dileğin? Zengin koca…

Al işte sana hayatın sırrı:))

  Vermeden almak,almadan vermek Allah’a  mahsus sevgili fani,   Bekleme  hareket et hadi,şöyle bi silkelen kendine gel,   Ne oldu  anlat ablana çözülsün engel.   Sevgilin mi terketti,vah vah yeryüzündeki tek erkek miydi?    Patronun mu azar çekti,salla boşver kendisi kompleksli,   Beğendiğin  etek indirimde kalmadı mı,yan mağazaya bak orada daha güzeli vardı,   Araban  mı bozuldu,tüm sarılar senin dostum,durur hepsi bir el salladın mı:)   Sen önce şunu sor kendine…   Karalar  mı bağlatmak istiyorsun hayata yoksa 9/8 lik göbek mi atmalısın roman havasıyla?   Herşey daha kolay bak buna karar verdikten sonra..   Adamın arkasından ağlamaksa amacın,alayım bir kutu mendil otur ağla geri döndürecekse gözyaşın…   Yok aman ya hayat böyle de güzel diyorsan,kalk giyin süslen,kapıda bekliyordur belki yeni aşkın..   Patrondan yana dertliysen,şöyle bir göz gezdir kariyer sitelerinde ya da “he gülüm he canım de ” çek ,yapmıyor muyuz  bunu yeri geliyor annemize:)   İndirimde  bulamadınsa bir…

Ve büyümen için…

Öyle bir acı gelip çörekleniyor ki yüreğine bir gün, Ne o ufak tefek günlük telaşlar kalıyor ne de vahlandığın sıkıntılar… Yerinde yeller esiyor o tasaların,gülüşlerin,kahkahaların… Ağlıyorsun,acı mı desem kahır mı desem bilemedim… Kanatıyor yüreğini,ciğerin dağlanıyor… Ağlıyorsun,hıçkıra hıçkıra!! Daha yüksek,daha sesli,çığlık çığlığa… Çaresizlik daha da bir acıtıyor içini.. Uzansan ulaşacaksın gibi ama olmuyor işte.. Kazanamayacağını bildiğin bir savaş bu .. Büyüyorsun… Öğreniyorsun.. Çaresizliği teneffüs ediyorsun derin  derin… Yarın yok,af yok,telafisi yok.. Yüzüne derin izler çörekleniyor, Gülüşünü gölgeliyor, Keder mi desem kahır mı desem bilemedim… Birileri geliyor yanına,konuşuyorlar,teselli ediyorlar belki,öyle boş boş kafanı sallıyorsun da için serinlemiyor bir türlü… Sonra çat die alnından vuruyor cümleler,daha beteri var diyor,”ağlama  demiyorum ama isyan etme..Bu acıyı unutturacak acılar var… Sakın isyan etme…” Hemen anlıyorsun ne demek istediğini,sıralıyorsun beyninde sevdiklerini..susuyorsun…  Ama işte o da birkaç dakika sonra yine acıtıyor yaran… Ateş düştüğü yeri yakıyor… Yangın ne ki külün bile el yakıyor… Ve işte o çok sevdiğin,gözlerini…

Unutulmaz denen herşey,bir gün gelir unutulur…

İnsanloğlunun acıya karşı dayanma sırrı ne daha güçlü olmak ne de umursamaz olmak aslında,tek sır var o da unutmak! Unutmak  acıları hafifletiyor,hayatın akışı içinde o büyük ve derin acının üstüne binene yeni ve daha büyük bir acı yada kahkaha attıran müjdeli  haber unutturuyor bize hatırlarımızı,acılarımızı,,mutluluklarımızı,uzun yıllar sonra orda öylece duran,hissiz bir anı olarak kalıyor belleğimizde. İnsan hafızası çok enteresan bir şey,asla unutmam dediğimiz  insan için gün geliyor ” o kim?” Diyoruz cidden ama hiciv olsun diye değil,hiç unutmam dediğimiz en mutlu an,”an” olarak kalıyor işte.. Öyle bir koşturmaca içinde yaşıyoruz ki,unutuyoruz…ve aslında bu şekilde yaşayabiliyoruz yoksa o büyük kayıpların acısı ilk günkü gibi kalsa mümkün mü nefes alabilmek?? Yakın bir akrabam 26 yaşında,5 yaşında kızı varken kapattı gözlerini hayata,hemde çok acı çok ani ve çok olmadık bir şekilde..annesinin feryadı,senelerce her gün mezarlığa gidişi,yası herkesce malum… Evlat acısı …üstüne söylenebilecek birşey yok,Allah evlerden uzak etsin… Biz unuttuk maalesef,sene-i devriyelerinde hatırlar…

Zor olan,her 2 durumda da yaşamayı başarmak…

Karanlık bir odaya girersen,kör olursun 1saniye içinde,bir yutkunmalık,bir nefeslik çaresizliğini yaşarsın görememenin,daha bir dakika geçmemişken,sadece nefes alıp verdiğin,elini kolunu nereye koyacağını şaşırdığın o zifiri karanlıkta,birden gözlerin az da olsa seçmeye başlar nesneleri,o an derin bir “oh” çekersin içinden,aradığın şey her neyse,biraz ona buna çarpa çarpa,sağa sola,belki vura kıra da olsa ulaşırsın. Bitmiştir işte,karanlıkta olsa,çaresilizliği de   yaşasan,zararda versen bir kaç eşyaya,incitsende elini koluna sağa sola  vura vura,aradığını  buldun ya,bitti bütün karmaşa,çık hadi aydınlığa….. Yaz günü,öğle vakti,tam da güneşin en tepedeki hali,birden atarsan kendini dışarı,gözlerin kamaşır,güneş göz bebeğinden girer de beyninde flaşlar çaktırır,yine bir anda perde iner gözüne,ya takarsın gözlüğünü yada siper edersin elini kendine ama işte herşey düşmeden yürümek için değil mi hemşire:)) Hayatta böyle birşey işte,2 şeyle sınanorsın şu fani dünyada, Birincisi,sağlığın yerindeyken,kesen doluyken,işin gücün tıkırındayken,keyfin gıcırken ne yaptın bir sor kendine?üzdün mü birilerini yoksa sevindirdin mi fakiri,yetimi? Bağırıp çağırdın mı sağa sola,yoksa tebessüm mü etsin gelen geçene tanıdık…

hayat;bir ilaç ismi :))

Hayat denen bu ilaç kiminde tüm etkisini gösterir;düzenli kullanımda dinç yapar,genç yapar,zihni açar,algıda seçiciliği had safhaya çeker,kararları doğru verdirir,sağlam bastırır,kahkaha attırır,olumlu baktırır,yaraları iyi eder,kabuk bağlatır,gidenin arkasından çok üzülmeyi engeller ‘aman canım sağolsun bir daha mı gelicem dünyaya’ dedirtir,kariyer yaptırır,zirveye çıkartır,kaybetmeden kıymetini anlatır kısacası,randımanlı yaşatır.  Kimilerinde ‘yan etkileri’ görülür bu ilacın;kaşıntı yapar,kuruntu yapar,algıyı bozar,zihni bulandırır,hayatını karartır,karar vermek zordur geçekten yaşamak bu mudur???pembe mi mor mu diye takılır kalırsın bir mağazada bir stand da ki herhangi bir kazağa saatlerce düşünürsün hangisini alsam acaba???mesele kazak ,ıvır zıvır değildir aslında mesele karar verme güçlüğündür had safhada, niye böyle oldum diye düşünmeye başlarsın ,yan etki midir yoksa hayatın ta kendisi midir sorgularsın? Sonunda  cevap bulmazsın ama en az 1 bilmedin 2 seneni bu anlamsız sorulara harcarsın,bir bakarsın orta bir noktadasın,öne ,arkaya ,sağa ,sola nereye gitsen acaba?? Geçmişe dönüş yoksa geleceğe bakarsın ama şafak karanlık anlarsın.askerlik değil ki bu say say bitsin ,günü gelince çıkıp gidesin,vade…