Tag

iki çocuklu hayat

Browsing

İki çocuklu hayat’a giriş..

Geçen yaz , çocuk gelişimi uzmanı Sevinç Eraslan ile Bodrum’da nasıl tanıştığımı anlatmıştım , kendisi de iki çocuklu bir anne olduğundan ‘ iki çocuklu hayat ‘ nedir gayet iyi bildiğini   ancak kaygılı kişiliğimin çocuklarıma zarar vereceği konusunda bana nasıl güzel telkinlerde bulunduğunu yazmıştım, yazım hala blogda mevcut.. Bu yaz yine aynı tarihlerde tamamen tesadüf eseri Bodrum’da karşılaşınca, daha uzun süre esir aldım sevgili Sevinç hanımı, o da sağolsun , benim, sorularıma yılmadan bıkmadan uzun uzun cevap  verdi,, hatta bu sene İstanbul’da anneler ile bir araya mutlaka getirmek istiyorum Sevinç Hanımı çünkü gerçekten müthiş keyifli ve toparlayıcı bir sohbeti var.. Hazır Sevinç Hanımı bulmuşken , bana pek çok mail ve dm gelen bir konuyu sordum öncelikle ; EVE 2. ÇOCUĞUN GELECEĞİNİ BÜYÜK OLAN ÇOCUĞUMUZA NASIL ANLATMALIYIZ Kİ KÖTÜ YÖNDE ETKİLENMESİN? Sevinç Hanımın dilinden neler YAPMALIYIZ ve neler YAPMAMALIYIZ? anlatıyorum hazırsanız; [highlight]NELER YAPMAMALIYIZ?[/highlight] …

Çocuğum Bana Güvenmiyor

Sabaha karşı 5 te Aras uyandı, “Arabalarımla oynamak istiyorum anne” dedi, “ Tamam oğlum” dedim, Tuttum elinden,arabaların olduğu odaya doğru giderken, birdenbire beni durdurdu, “ Hatırlıyor musun, sen beni doktorlara verdin,onlar ağzıma sprey sıktı” dedi!! Yaşadığım şoku,o anki kahroluşumu anlatamam… Aras,rüya görmemişti bu gerçekten yaşanmıştı… Aras’ın parmağı kırıldığında,ameliyathaneye girerken,çok rica etmeme hatta yalvarmama rağmen uyuyana kadar beni yanında tutmak yerine, aras’ı benim kucağımdan ağlatarak aldılar ve “saniyesinde uyudu,üzülmeyin artık” diye beni teselli etmeye çalıştılar… Farkında bile değiller ki, bu çocuk 6 ay sonra bile bunun travmasını yaşıyor ve bana güvenmekle güvenmemek arasında gidip geliyor!! Bunu yapan anestezi uzmanının aile dostu olması da ayrı bir yaradır ki benim için sormayın gitsin!! Ameliyat sonrası Aras,zaten çok uzun süre benimle yalnız başına bir yere gitmek istemedi, onu hastaneye götüreceğimi veya okula götüreceğimi düşündüğü için yanında başka güvenebileceği(!) biri olmadan benimle dışarı çıkmayı reddetti!! Ne acı düşünsenize, şu dünyada kayıtsız,şartsız güvenebileceği,asla yalnız bırakmayacağınıza güvendiği…

Ada ve Aras’ın ilk karşılaşması…

Yazmak benim için her zaman kolay ve eğlenceli bir durum iken, bazı konuları, durumları yazmak nedense çok zor… Ada ve Aras’ın ilk karşılaşmalarını yazmakta, işte o zor olanlardan biri… Aslında bu zorluğu kendime yaşatan ve vicdan azabıyla fazlasıyla kendini yoran maalesef benim.. Aman ne olur siz benim gibi kendinizi hırpalamayın.. Belki de bu yüzden direndim bu konuyu yazmak konusunda, çünkü yazacaklarım şu an ikinci bebeğini bekleyen anneleri strese sokar mı,heyecanlandırır mı bilemedim.. Ama baktım ki bu konuda pek çok mail ve yorum alıyorum ,”yazmam gerek” dedim ve başladım… Aras’a hamile olduğumu öğrendiğim anda başladı vicdan azabım, henüz bebek olan ada’ya bakıp ağlamalarım, ada’ya herhangi biri ” abla olacaksın” dediğinde,söylenilenden hiçbirşey anlamayan ada bebeğimin yüz ifadesi sebebiyle kahrolmalarım, falan filan… İki küçük bebeğe yetebilecek miyim?, yorgunluğa dayanabilecek miyim?, nasıl emzireceğim?, ne zaman uyuyacağım? diye bir kere bile düşünmedim… Hep Ada ve Ada’ya karşı duyduğum vicdan azabı ve tabii karnımda aikido denemeleri…

Anneler Hasta Olmasın

Merhabalar, Benim, ne zaman hastalıklar söz konusu olsa , söylediğim birşey var ki , ‘aman anneler hasta olmasın’ Aras’a 5 aylık hamileyken ve arda henüz 15 aylık bir bebekken, ağır grip geçirip, başımı bile kaldıramama durumunu ağır derecede yaşayıp, hamilelikten mütevellit ilaç kullanamamanın verdiği uzun sürünme safhasından sonra anlamıştım ; çocuklardan önce annelerin hasta OLMAMASI gerektiğini. Anne hasta olunca, SİSTEM ÇÖKÜYOR. NET! Ne çocuğun a ne kendine ne de evdeki düzene hayrı kalıyor hemcinsimin. İşte yine o dönemlerden birini yaşarken dedim ki, unutmamak için, benimle aynı şeyleri yaşayan annelere yazayım  hislerimi. Bizim evde Serter’in çocuklarla ilgili görevi belli, Oyun Oynamak :) Evet aslında adamın günahını almayayım, istersem daha fazlasını yapar, yani en fazla yıkayabilir:) Çocukların yemek düzenleri ,ne yiyecekleri, uykuları, giyecekleri, ilaçları, ilaç saatleri, doktor kontorlleri vesaire bana ait, bu iş bölümü annelik dolayısıyla mı ben fazlaca görev insanıyım ondan mı bana kaldı bilemiyorum ama aslında şikayetçi de…

Çocukluğumuzun Oyunları

Zaman geçtikçe değişime uğramayan hiç birşey yok sanki…herşey gelişiyor,değişiyor,anlam değiştiriyor,daha fazla sorumluluk atfederek büyüyor dağarcığımızdaki pek çok şey… Bunlardan biri de “annelik” bence.. Zaman içinde anlamı,değeri aynı kalsa da ,daha komplike daha farklı bir şey oldu annelik.. Evrildi,değilen toplumda,insan bilimiyle daha da zorlaştı sanki… Annelik her zaman müthişti,yaşattıkları,anne olmanın verdiği haz, tüm yorgunluğuna rağmen tarifi imkansız,insanın ayaklarını yerden kesen,herşeyi başarabileceğine inandıran bir güç; annelik… Yepyeni bir cana,şekil vermek… İşte tamda bu nokta da anlatmak istediğim, annelerimiz sıkça kullandığı cümle ile özetlenebilir aslında; “bizim zamanımızda böyle miydi?” İşte tam da bu söylemek istediğim… Onların zamanında böyle değildi gerçekten,onlar anne biz çocukken bu kadar karmaşık değildi, anne olmak… Henüz hamile olduğumuzu öğrendiğimiz anda,okuduğumuz  kitaplar, annelik- bebek büyütmek üzerine psikolojik makaleler, gezindiğimiz reyonlar, diş yapısını bozmasın diye bilmem ne özellikli emzikler, ince motor gelişimini sağlayacak oyuncaklar, kaba motoru geliştirecek  tahta yap- bozlar derken… Biz böyle mi büyüdük? Diye düşünüyor insan… Bizimde…

Annelik ve Pişmanlıklar..

Anne olmadan önce bilmediklerim, ahkam kestiğim konular oldu elbet , bebek dediğin emer, gazı çıkarılı ve uyur gibi :) Anne deiğin, çocuğu düşünce çığlık atmaz, atarsa ağlamayacak çocuğu bile ağlatır gibi…nasıl komik geliyor şimdi bana bu ahkamlarım.. Bir olayı yaşamadan , iyice içine girmeden anlamak mümkün değil elbet ama söz konusu ‘annelik’ olunca konu iyice derinleşiyor , dipsiz bir konuya dönüyor hatta.. Binlerce yazı yazabilirim annelik hakkında ama bazne şunu düşünüyorum ; anne olarak neleri yaptığıma veya yapmadığıma pişmanım? Yeniden anne olsam çocuğuma neleri veririm yada vermem?Neleri yaparım veya yapmam? Açıkçası benim için ve eminim bütün anneler için en büyük dua, şükür sebebi, çocuklarımızın sağlığı .. Sonrasında neyi yaptığına yada yapmadığına pişmansın derseniz? – Malum ada ve aras’ın yaş aralığı 18 ay, ada daha 1 yaşında bile değildi hamile olduğumu öğrendiğimde, öğrendikten sonra inanılmaz bir vicdan azabı yaşadım ada’ya karşı ve şimdi ne kadar yanlış hisleri çinde kendime eziyet ettiğimi…

iki çocukla evden çıkabilmek..

Belki de iki cocuklu evlerin en büyük problemlerinden biridir bu ! evden çıkamamak , heryere geç kalmak ,birini hazırlarken öbürünün çişinin gelmesi, diğer çocuğunuzu tam giydirmeye başlamışken hali hazırda hazırladığınız yavrunuzun üstündeki montu çıkarması vesaire..Bu tip örnekleri o kadar çok çeşitlendirebilirim ki içiniz şişer yazıyı okumayı bırakırsınız:) Tam evden çıkacağız, ada susuyor, aras ‘o’ ayakkabıyı giymemek için ağlamaya başlıyor , bu sırada daha yeni üstünü giydirdiğim ada’nın çişi geliyor, tam bunları çözmüşüm telefon çalıyor, Allahım bana inme soldan soldan geliyor .. Ada’nın okul ve adaptasyon problemini çözdüğümüzden beri okula tam gün gidiyor daha doğrusu Ada okula tam gün gidebilsin diye bendeniz bildiğiniz evde savaşçı zeyna modunda takılıyorum. ‘HAYDİ’ kelimesi dilime öyle bir yapıştı ki belki gece uykumda bile ‘haydi ‘ diyorum ,beynim hep bu komutu veriyor. Allah sizi inandırsın Fatih Ürek bile benim kadar ‘haydi lilililiii yar’ dememiştir o kadar eminim ve iddialıyım bu konuda. Ada’nın evden çıkması, aras’ı hazırlamak…

Kardeş Kavgaları-Çözümler

Yetişkin döneminizde hayatınızın vazgeçilmezi, sırdaşınız, en büyük desteğiniz olan ‘kardeşiniz’ bebeklik-çocukluk döneminde daha doğrusu ergenlik dönemi bitene kadar en büyük rakibiniz oluyor ev içinde.. Biliyorum çünkü yaşadım, şu anda benim için vazgeçilmez olan, benim en büyük şansım dediğim kardeşlerim bir dönem benim için ev içinde annemi- babamı paylaştığım, çikolatalarıma göz diken , benden sürekli harçlığımı isteyen en büyük rakiplerimdi:) Ada’nın bir kardeşi olacağını öğrendiğimde onun adına, inanılmaz sevinsem de, baştan itibaren yaşayacaklarımızı az çok kestirebiliyordum aslında.. Düşündüğüm gibi de oldu, benim açımdan yorucu olması bir yana ada için anne-babasını paylaşacağı bir ortak türedi evin içinde :) ‘ANNE, ARAS BENCE ANNEANNEME TAŞINSIN’ ‘ARAS ,BENİM OKULUMA GELEMEZ’ (çünkü okul artık onun aras’sız vakit geçirdiği özeli) ‘BEN ARTIK KARDEŞ İSTEMİYORUM, ARAS’I GERİ VERELİM’ ‘ ARAS BENİM KRDEŞİM DEĞİL ÇÜNKÜ O ÇOK YARAMAZ’ Bunlar şimdi aklıma gelen ada’nın aras hakkındaki incilerinden birkaçı… Bu cümlelerin özeti aslında ‘ben senin tek çocuğun olarak kalmak istiyorum’dan başka…