Tag

pedagoji

Browsing

Çocuğumu Cinsel İstismardan Nasıl Korurum?

Bu konu çok uzun zamandır, hepiniz gibi benimde kafamı fena halde karıştırıyor, ne yapmalıyım, nasıl önlem almalıyım derken bir baktım ki paranoyak olmak üzereyim, belki de oldum bilmiyorum. Haber okumuyorum, sosyal medyada bu tip haberlerin linklerinin paylaşıldığı mecralara tövbe ediyoeum, yolda yüyürken isanların çocuklarıma bakışlarını süzüyorum derken sanırım deliriyorum. Lila Aile ve Çocuk Kliniğinde , Aras’ında terapisti olan sevgili Pelin Kılıç ‘tan yardım istedim. Sağolsun öyle güzel yazmış ki , noktasına virgülüne dokunmadan sizinle paylaşmak istedim. not; görsel paylaşmadım çünkü cidden içim kaldırmıyor. Çocuğumu Cinsel İstismardan Nasıl Korurum? Çocuğunuzun hayatında varolun:Çocuğunuz ile her hafta içten sohbet edebildiğiniz ve oynayabildiğiniz özel zamanlar geçirin. Bu özel zamanlar sadece çocuğunuza konsantre olduğunuz ve onunla ilgilenmek için ayırdığınız zamanlardır. Sohbet ederken ya da oyun oynarken çocuğunuzun göz seviyesinde olmalı ve telefon, tablet gibi elektronik cihazları aranıza sokmamalısınız. Bu sayede çocuğunuz bu anlarda onun dünyası ile ilgili gerçekten…

Çocuğumuz ile ‘Ben’ Diliyle Konuşmak

Bizim ev kardeş kavgalarının, ‘odama girdi’ , ‘resmimi yırttı’ ‘arabamı aldı’ kaosunun başkenti.. Yaş aralığının çok az olmasından, ayrı cinsiyetlerde olmalarından, Aras’ın ve Ada’nın ‘dediğim dedik, çaldığım düdük!’ tarzından mı kaynaklı bilmem ama zaman zaman anlaşıp birlikte keyifli oyunlar oynasalarda -en fazla 10 dakika- çoğu zaman birisi mutlaka ağlıyor, diğeri ise savunma halinde oluyor.. Örneklendireyim; Ada, elsa resmi çizip, itinayla boyamış onu da kapısına asmış, aras, ada’nın okulda olmasını , benim yemek yapıyor olmamı fırsat bilmiş, o resmi bir güzel yırtıp koridora atmış… Ada eve geliyor, rutin işlerini yaptıktan sonra kapıda, elsa resminin olmadığını farkediyor ve işte o anda bizim evde kıyamet kopuyor… Bu durumda eskiden pek çok yöntem denemiş bir anne olarak, anladım ki, ben ne yaparsa yapayım o kavga olacak, kıyamet kopacak, çünkü ada haklı, aras henüz küçük vs… Pekiyi ben ne mi yapıyorum?  Birbirlerine zarar vermedikleri sürece karışmıyorum. Haklı olana sarılıp , sakin bir tonda ‘ben’dilinde…

‘Çocuğuma Bağırdım,Pişmanım ‘ diyen Anneler ..

Mükemmel anne(ci)lik yazımızın devamında Gelişim Psikoloğu Pelin Kılıç cevapladı aynı soruyu… ÇOCUĞUMUZA YORGUNLUKTAN,ZAMANSIZLIKTAN, TAHAMMÜLSÜZLÜKTEN VEYA ARTIK SABIRSIZLIKTAN SESİMİZİ YÜKSELTTİĞİMİZDE NE YAPMALIYIZ? – Öncelikle bu tip sıkıntıları yaşamanız çok normal çünkü ANNE kimliğinden önce İNSANSINIZ ve her insan bu tip durumlar yaşayabilir. Önemli olan bu tip durumları en aza indirgemek için bazı kişiye özel çözümler üretmenizdir. – Çocuğunuzla problem yaşadığınızda bunu ötelemeyin, üstünü örtmeye yada yaşadığınız bir kaç dakikalık gerginliği görmezden gelmeye çalışmayın, çünkü bu çocuğunuza daha çok zarar verebilir. Bunun yerine , göz hizasına inin, kısa ve net cümlelerle gerildiğinizi, üzüldüğünüzü anlatın ve ÖZÜR DİLEYİN. Böylece hem özür dilemeninin hem de bu tip durumlarda konuşmanın doğru olduğu mesajını çocuğunuza verin. -Mutlaka ve mutlaka kendinize zaman ayırın, KENDİ ALANINIZI YARATIN. Bu çok önemli eğer siz kendinizi ihmal ederseniz bu çocuğunuza negatif yansıyacaktır. Gün içinde hangi aktivite size keyif veriyorsa -yoga, yürüyüş, film izlemek- mutlaka bir saatinizi sizi dinlendiren aktivitenize ayırın. Çocuğunuzla…

Mükemmel Anne-ci-lik….

Bu zamanda çocuklarımızı sağlıklı psikolojik yapıya sahip olarak büyütmeye çalışmak bazen tabiri-i caizse ‘iğne ile kuyu kazmak’ gibi geliyor bana. Bir sürü şeyden ve hatta kendi insanı duygularımızdan(öfkemizi,üzüntümüzü onlara yansıtmamak için) bile vazgeçerek, aman etkilenmesinler, aman sinirlenmeyeyim, yorulsam da belli etmeyeyim derken evet ‘anne’ olmak bu kadar zor olmamalı gerçekten. Biz mi bu kadar zorlaştıryoruz fazlaca araştırıp, irdeleyerek yoksa aslında doğruyu yaparken bu karmaşık hayat mı bizi yoran bilemiyorum. Kendi adıma söylüyorum, uzun süre çocuklarımın yanından hiç ayrılmamayı ,onları hep yanımda tutmayı ,iyi anne olmak sanıyordum ama aslında doğru olanı yani çocuklarım için doğru olanın MUTLU ,HOŞGÖRÜSÜ YÜKSEK bir anneleri olduğunu anlayalı uzun zaman oldu. Çok uzun zamandır çevremdeki annelerden de sık sık duyduğum ,’ tek sesini yükselten anne ben değilim!’ diyen vicdan azapları… Aslında ben dahil, bunu söyleyen annelerin hepsi çocuğuna sesini yükseltmiş bile sayılamayacak desibelde kalmış olsa bile yine de annelik vicdan azabı ile birleşince bizleri…

Çocuğuma Duygusal Şiddet Uyguluyor muyum?

Çocukluğuna annesinden azar işitmeden, misafirlikte annesinin göz hareketleriyle yer değiştirmeyen , havada uçan terlikten kaçma konusunda uzmanlaşmayan bizden değildir bir kere:) Bizi büyütürken ,arka arkaya 3 çocuğu olan ve zaten otoriter bir yapıya sahip annem,kendi otoritesi yeterli gelmediğinde babamın otoritesinden yardım alır ve bizi mum gibi hizaya dizerdi açıkçası.. Ne ortalıkta sorun çıkaran,annesi çemkirebilen,misafirliğe gittiğinde ortalığı dağıtabilen çocuklar değildik biz..annemizin göz hareketiyle oturduğumuz yeri değiştirir, yine o göz hareketiyle konuşmaya izin alırdık diye abartayım biraz. Tamam bira abartmış olsam da konunun aslı; annem bizi yani 3 çocuğunu, müthiş bir disiplin ve düzen ile büyüttü.. Şimdi düşününce ve hatta yaşayınca anlıyoum ki haklıymış,diğer türlüsü olmazmış.. Ya şimdi? Ya ben? Müthiş otoriter anne-babanın,onları hiçbir konuda hayal kırıklığına uğratmamış,onların deyimiyle “yormamış” “üzmemiş” evlatları olarak son derece anti-otoriter bir anayım ben.. Başlarda otoriter-miş gibi davransam da, yok değilim olamıyorum.. Çocuklarım beni yönetiyor bile olabilir diye düşünüyorum bazen.. Kurallarım…