Tag

kardeş

Browsing

Arada Kaldım

ARADA KALDIM…   Ne zaman tam şu an ki durumda olsam, çocukluğumda izlediğim Susam Sokağı’ndaki şarkı takılıyor dilime.. ‘Arada kaldım, iki arada…’ Uykusuz geceler, yorgun geçen yıllar, birini dizimde salladığım öbürünü emzirdiğim yıllar fiziksel olarak yorulduğumu zannediyordum.. Öyle değilmiş.. Bizim evdeki iki minik birey, karakterleri, oturdukça , kendikararlarını alıp direttikçe gerçekten arada kaldığımı anladım. Aras, okulun bahçesinde arkadaşlarıyla oynamak isterken, Ada, eve gitmek istiyor. İkisi de inatla kendi kararlarını uygulamak istiyor. Tam o noktada, benim kararımın yada kişisel tercihimin bir anlamı kalmıyor zaten ama ikisi arasında tercih yapmak zorunda kalmak o kadar zor ki.. İkisini de incitmeden, adaletsizlik yapmadan , orta noktayı  bulmak için çok zamanım, çok fazla korkum olduğunu hissediyorum. Boynum kasılıyor, hangi seçimi yaparsam yapayım ikisinden birini kıracağımı düşünüp iyice geriliyorum. Annemi düşünüyorum, o ne yapmıştı  acaba üç çocuk büyütürken? Ada ağlıyor, Aras  gülerek, ‘ beni seç, beni seç’ diye bağırıyor.  İlerde gözüme bir anne ilişiyor, bir çocuğu, bebek arabasında diğeri bahçede oynuyor.. Çocukların yaşlarının yakın…

Ada ve Aras’ın ilk karşılaşması…

Yazmak benim için her zaman kolay ve eğlenceli bir durum iken, bazı konuları, durumları yazmak nedense çok zor… Ada ve Aras’ın ilk karşılaşmalarını yazmakta, işte o zor olanlardan biri… Aslında bu zorluğu kendime yaşatan ve vicdan azabıyla fazlasıyla kendini yoran maalesef benim.. Aman ne olur siz benim gibi kendinizi hırpalamayın.. Belki de bu yüzden direndim bu konuyu yazmak konusunda, çünkü yazacaklarım şu an ikinci bebeğini bekleyen anneleri strese sokar mı,heyecanlandırır mı bilemedim.. Ama baktım ki bu konuda pek çok mail ve yorum alıyorum ,”yazmam gerek” dedim ve başladım… Aras’a hamile olduğumu öğrendiğim anda başladı vicdan azabım, henüz bebek olan ada’ya bakıp ağlamalarım, ada’ya herhangi biri ” abla olacaksın” dediğinde,söylenilenden hiçbirşey anlamayan ada bebeğimin yüz ifadesi sebebiyle kahrolmalarım, falan filan… İki küçük bebeğe yetebilecek miyim?, yorgunluğa dayanabilecek miyim?, nasıl emzireceğim?, ne zaman uyuyacağım? diye bir kere bile düşünmedim… Hep Ada ve Ada’ya karşı duyduğum vicdan azabı ve tabii karnımda aikido denemeleri…

2 çocuklu hayat …

Ne zaman 2 çocuklu hatta 2 küçük çocuklu hayatı yazmaya yeltensem,o anki ruh halime göre, farklı bir şey yazıp vazgeçiyorum. Misal bu yazıyı çocuklar uyurken yazıyorum ve iyi ki 2 çocuğum var diyorum,ama gündüz fırsat bulup yazıyor olsaydım ,başlık muhtemelen ” imdaatt!!” olacaktı:)) 2 çocuklu olmanın ruh hali saatten saate,günden geceye değişiyor çünkü.. Aslında tek cümleyle, arka arkaya 2 bebek büyütüyor olmak zor olsa da çok güzel hatta muhteşem.. Bazen birbirleriyle konuşmalarını izleyip,güldüğüm için muhteşem, kavgaları yüzünden kendimi odaya kapatmak istediğim için zor.. Aralarındaki ciddi anlamda  tek sorunun; beni paylaşamamaları olması ruhen  çok yorucu,fiziken inanılmaz  yıpratıcı bazen yetişmek imkansız.. Aynı anda ikiside kucağıma gelmek istiyor veya “o benim annem” çığlıkları yoruyor beni.. “İkinizinde  annesiyim” desemde duymuyorlar beni..bu paylaşılamama durumu çözümsüz kalıyor şimdilik.. Aras’ı uyuturken Ada’nın  tuvalete gitmesi gerekiyor,yardımcımız veya bir başkası (anneannesi tek kabul ettiği kişi) hiç kimseyi kabul etmiyor.. ” anne sen götür beni tuvalete” diye kıvranıyor…

Adaletli olmak yada olmamak!işte bütün sorun bu:)

2 bebekle hayat,dışarıdan bakıldığında ah ne güzel birlikte büyüyorlar gibi görünebilir fakat anneyi fiziksel ve zihinsel olarak o kadar yoruyor ki hemşire anlatmakla bitmez.aras zaten kolikti,zannediyordum ki koliği aşınca,aras yürüyünce tüm sorun ortadan kalkmış olacak!maalesef yanılmışım. Benimde  kardeşlerimle çocukken bir sürü kez ufacık bir çikolata yada bir oyuncak için kavga ettiğim,ağladığım olmuştur (annem ısrarla,siz hiç birbirinizi  kıskanmadınız dese de,doğanın kanunu bu illaki kavga etmişizdir) ama bizim evdeki durum bazen çözülemez bir hal alıyor. Ada en başlarda arasa karşı çok sıcaktı fakat ne zamanki  aras 6aylık olup oturmaya başladı,sanki başına gelcekleri bilirmiş gibi ne zaman ada ona yaklaşsa saçından yapışıyordu çocuğa,ada ağlıyordu ama arasa zarar verecek herhangi  bir teşebbüste de bulunmadı hiç,gerçi dışarıda da ada hep hırpalanan bir çocukken okuyun bakın hikayenin sonunda ne oldu? Anacım,aras habire oturduğu yerden eli kolu ne zaman uzansa adacığın saçına yapıştı,yüzünü yoldu ,”yapma oğlum,etme oğlum”yok laf anlar mı o aylarda  el kadar bebe:) Biz tabii…